Kaza Namazı Nasıl Kılınır?

KAZA NAMAZI NASIL KILINIR?

Müslüman kişiye farz olan namazı zamanında kılmaya “eda”, vaktinden sonra ise kılmaya “kaza” denir. Herhangi bir sebep ile bozulan namazı yeniden kılmaya ise “iade” denir. Kendini bilen bir Müslüman namaz vaktini asla bile isteye ter eylemez. Ancak herhangi bir sebep, kaza ya da hastalık gibi durumlardan dolayı elinde olmadan namazı boşlamış ise daha sonra o namazı kaza etmek durumundadır.

Zamanı içinde kılınmayan ve terk eylenen beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası ise vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası sünnet olan yalnız sabah namazının sünnetidir. Önemli olan bir şeyi mutlaka belirtelim; günün sabah namazı kazaya kalmış ise öğleye kadar ki vakitte kılınınca farzı ile birlikte, sünneti de kaza edilir. Ancak öğleden sonraya kalınca sünneti kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

Kısaca kaza namazı nasıl kılınır? Sorusunu yanıtlamaya çalışalım;

Öncelikle niyet edilir. (Niyet ettim Allah rızası için vaktine yetişip de kılamadığım ilk öyle namazını” ya da “son öğle namazını kılmaya”.)

Böylece kazaya kalmış namazlar ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur, ya da en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur. Bu şekilde niyet ettikten sonra da hangi namazı kılıyor isek, gereğine göre uygularız.

Kaza namazının nasıl ve ne zaman kılınacağı konusunu biraz daha açalım. Vaktinde kılınmamış olan beş vakit farz namazın kazasının farz, vitir namazının kazasının vacip, sünnetinin de sünnet olduğunu belirtmiştik. Ancak kaza edilecek sünnet sayısı azdır. Yani sabah namazının farzı ile birlikte sünneti de vaktinde kılınmamış ise o günün, güneşin doğmasından 50-55 dakika sonra öğle namazını vaktinden biraz önceye göre ve istivadan sonra kaza edilemez.

Herhangi bir geçerli özrün olmadığı durumlarda namazı bilerek terk etmek, namazı kazaya bırakmak büyük günah sayılır. Allah Teâlâ; “Güvene kavuştuğunuz zaman namazı kılın. Çünkü namaz mü’minlere vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır” şeklinde buyurur. Yani namazı özürsüz, sebepsiz kazaya bırakmak o namazı kaza etmek ile kalkmaz, ayrıca elbette ki en içten duygular ile tövbe de etmek gerekir.

Kaza namazını cemaat ile değil de, evde kılmak daha geçerli ve kabul edilir bir durumdur. Nedeni ise; bunu açığa vurmak, belli etmek, ayyuka çıkarmak Cenab-ı Hakka karşı bir cür ‘et sayılır ve başkaları için kötü örnek sayılır.

Bir Müslüman için kaza namazı ile meşgul olmak, nafile namazlar ile meşgul olmaktan çok daha önemlidir. Yalnız beş vakte bağlı olan sünnetler müekked olsun ya da gayri müekked olsun bundan müstesnadır. Daha açıklayıcı olarak ifade etmek gerekir ise; sünnetleri terk ederek, bunların yerine kazaya niyet etmek uygun değildir. Tam aksine bu sünnetlere niyet edilmesi daha uygun olur.

Kaza namazı ile ilgili bir başka önemli konu da; farz namazlarını kazaya bırakarak günaha giren kimsenin bu günahtan kurtulmak için sünnetleri feda etmesi doğru değildir. Böyle bir kişinin fazladan ibadet yaparak Yüce Allah’ın affına sığınması gerekir iken, kendisi için Rasulullah (s.a) ‘ın şefaatinin tecellisine vesile olacak bir kısım sünnetleri ve nafileleri terk eylemesi nasıl doğru olabilir değil mi?

Bir de kaza namazı ille de cemaat ile kılınacak bir durumda ise, sadece aynı namazları kazaya kalmış olan kişiler bir arada cemaat şeklinde kaza namazı kılabilirler. Ama yine de en makbulü elbette kişinin kaza namazını evde tek başına kılmasıdır.

Yazar Hakkında Hepsine Bak

ugurkuyumcu

Bir Cevap Yazın

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. *