Arşiv -Aralık 2015

Abant Kebabı Tarifi

Abant Kebabı

Hep aynı yemekleri yapmaktan sıkıldıysanız farklı yemekler yapmayı ve yeni tatlar tatmayı istiyorsanız, hem aileniz hem de misafirleriniz için çok lezzetli birAbant kebabı hazırlayabilirsiniz. Et ve sebzelerin mükemmel bir birleşimi olan Abant kebabını ister tek başına isterseniz pilav eşliğinde sunabilirsiniz.
Abant Kebabı Malzemeler:
2 adet bostan patlıcanı
200 gr. sotelik ya da yağsız kuşbaşı et
5-6 adet doğranmış mantar
1 kase rendelenmiş taze kaşar
2 adet  domates
1 adet kuru soğan
2 adet sivri biber
1 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı Salça
Karabiber
Tuz
Tarifi:
Derince bir tencerede etler suyunu bırakıp çekene kadar pişirin. Daha sonra etlerin üzerini üç parmak geçecek kadar sıcak su ve soğanı ekleyerek suyunu tekrar çekene kadar kısık ateşte pişirin. Pişmesine yakın etin tuzunu ilave edin ve suyunu çektikten sonra da tereyağı ve doğranmış mantarı ekleyin. Mantar da bıraktığı suyu çektikten sonra sırasıyla ince ince doğranmış sivri biberi, kabukları soyulmuş ve küp şeklinde doğranmış domatesi ve baharatları ekleyerek domatesler yumuşayıncaya kadar yemeğinizi pişirmeye devam edin. Etler pişerken bir yandan patlıcanların kabuklarını soymadan boylamasına ikiye kesin ve bir tencereye bolca sıvı yağ koyarak önlü arkalı kızartın. Kızaran patlıcanların fazla yağını kağıt havlu yardımıyla alarak fırın tepsisine yerleştirin. Patlıcanların ortalarını bir çatal yardımıyla ezin ve hazırladığınız etli malzemeyi içine yerleştirin. Yemeğinizin sosu için bir yemek kaşığı salçayı ve bir miktar sıcak suyu karıştırarak patlıcanların üzerine dökün. Yemeğin tuzunu da ekleyerek önceden ısıtılmış 200 dereceli fırında pişirin. Pişmeye yakın rendelenmiş kaşar peynirlerini serpiştirerek tekrar fırına koyun ve peynirler eriyene kadar pişirmeye devam edin. Abant kebabınız hazırdır. Afiyet Olsun

Evlilikte Güven Duygusu

Evlilikte Güven Duygusu

Evlilikte güven duygusunu sağlam tutmak için öncelikle eşerin birbirlerine “Benim ilgi odağım sensin.”  mesajını vermesi gerekmektedir. Bu mesajı vermek adına hem davranışlarını hem de duygularını sıklıkla ifade etmek gereklidir. Eşler arası iletişimin sağlam ve sağlıklı olması için eşlerin birbirlerini çok iyi tanımaları gerekmektedir. İki tarafın da birbirlerine değerli olduğunu hissettirmesi gerekir. Karşı tarafı önemsediğini hissettiren davranışlar sergilemeleri gerekmektedir.

Eşler Arası İletişim

Eşler aralarında sağlam bir iletişim kurmak istiyorlarsa birbirlerini bilgilendirmeleri gerekmektedir. Evlilik yaşam boyu devam etmesi temenni edilen bir kurumdur. Bu kurumu ayakta tutabilmek adına eşler arsı etkileşim ve iletişim hem gün içerisinde hem de örneğin şehirlerarası bir seyahatleri varsa, yoğun akşam mesailerine kalan bir eşseniz ya da öyle bir eşe sahipseniz karşı tarafa güven hissi yaratacak bir takım mesaj alışverişi yapılmak zorundadır.

İlişkide İletişimin Önemi

Bir ilişkide taraflar birbirlerine “seni duyuyorum” tavrı oldukça önemlidir. Eşinizi ne kadar dinliyorsunuz, dinlerken ne kadar ona tüm dikkatinizi vererek adeta üçüncü bir göze veya kulağa sahip olduğunuzu hissettirerek o iletişimi kurarsanız mutlaka sağlıklı bir iletişim sürdürürsünüz. Ne söylediğine tam olarak hem duygusal düzeyde hem de düşünsel düzeyde odaklanmak durumundasınız. Mutlaka endişelerini araştırmak durumundasınız. Ona sorular sorarak ve sizde kendi duygularınızı açık bir şekilde ona ifade ederek sağlam bir iletişim kırabilirsiniz.

Bale Sanatı Nedir?

Bale Sanatı Nedir?

Kadın ve erkek dansçıların bir tiyatro sahnesinde müzik eşliğinde yorumladıkları figürlü dans olarak tanımlanır bale sanatı. Bale sanatının izlerine dünyada Rönesans Döneminden önce rastlanmaz. Dansilk kavimlerden beri varken bale diye bir hareket dünya tarihinde görülmemiştir. Topluluk halinde yorumlanan dans sahnelerinin matematiksel bir dizgesi olduğu için önceden hazırlıksız olarak yapılması imkânsızdır. Bale tekniği ile ilgili kurallar 16.yüzyılın sonlarına doğru derlenmiştir. Balenin evrimi Rönesans döneminde belli bir ölçüde operanın evrimine bağlı kaldı.

Türkiye’de Bale Sanatı

Osmanlı döneminde Türk-İtalyan kültür ilişkilerinin başladığı 16. yüzyılda İtalyan sanatçıların gelerek bale gösterilerini Osmanlı saraylarındaki düğünlerde, şehzadelerin sünnet şölenlerinde gösteriler yapıp ve bazı Türk sanatçılarının yetişmesine de yardımcı oldular. Ayrıca 19. ve 20. Yüzyıllarda yabancı ülkelerden gelen bale topluluklarının opera, operet gösterilerinin yanı sıra bale gösterileri verdikleri de bilinmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonra Devlet Konservatuar’ının kuruluş yıllarında bir bale bölümü oluşturmak amacıyla Sovyetler birliğinden bale öğretmenleri getirilmesi için girişimde bulunulduysa da olumlu sonuçlar alınamamıştır. 1940’lı yıllarda Milli Bale Okulu’nun kurulması için çalışmalar yapılmıştır. İngiliz Kraliyet Balesi’nin kurucuları gelerek1948 yılında İstanbul’da ilk bale okulunu kurmuşlardır. Bale okulu ilk gösterimleri de dâhil çoğunlukla Türk sanatçılar tarafından hazırlanan gösterileri sahnelemiştir. Bale okulu bir süre sonra Ankara Devlet Konservatuar’ının bir bölümü haline getirilmiştir. Bale gösterilerinin hem bestecisi hem de koreografı olan sanatçılar ancak 1970’li yıllardan sonra eserler vermeye başlamıştır.

Tesettür Fırsat ile Kıyafet Sorunlarınız Çözülüyor!

Bayanların çoğu için moda ve giyim çoğu zaman bir hobi, bir tutku, merak ve bir eğlenme şekli olarak belirtilebilir. Şık, bakımlı, temiz ve elegan bir görünüm yakalamak ise, bir merak ve özel bir çaba gerektirmesinin yanında pek çok zaman için zor bir iştir. İş bir tesettürlü hanımın kendini en güzel, şık ve mutlu hissedeceği biçimde giyinmesi olduğunda ise memnuniyeti sağlamanın birkaç kat daha zor olduğu rahatlıkla denilebilir. Özellikle abiye gibi en özel günlerde giyinilen giysilerin hem şık, hem de tesettür kültürü ve adabına uygun biçimde tasarlanması, bunun yanında kaliteden ödün verilmemesi, günümüzde hala kolay ulaşılabilir bir durum değildir.

Tüm bu sorunların çözümünün bulunduğu nokta ise Tesettür Fırsat olarak karşımıza geliyor. Online bir alışveriş portalı olan Tesettür Fırsat, tesettür giyimi ve modası üzerine yoğunlaşmıştır ve tesettürlü hanım efendilerin giyim alışverişi için oldukça yenilikçi ve kaliteli bir hizmet sunmaktadır. Ürün çeşitliliği, kaliteli üründen vazgeçmeyen satış anlayışı ve müşterinin memnuniyetini en önemli ilkesi haline getiren hizmet anlayışı ile Tesettür Fırsat, bugün Türkiye’de tesettür giyimi ve tesettür modası açısından benzer online giyim satış portallarının önünde bir konumda yer almaktadır.

Web sitesinin kolay kullanımı olanağı sayesinde bütün müşteriler oldukça kısa bir sürede abiye modelleri ile ilgili bir arama yapabilirler ve çoğu zaman bir kâbusa dönüşebilen tesettür adabına uygun abiye kıyafetlerinin onlarca farklı modeli tek bir arama ile ekrana getirilmiş olur. Tesettür Fırsat, genişlemeye devam eden ağı ve zengin portföyü ile müşterilerine keyifli, güvenilir ve göze hitap eden bir alışveriş imkanı sunmaya devam ediyor. Üstelik siparişleriniz, kargo ile kısa bir sürede kapınıza geliyor, ürün değişim ve iade imkanları ile birlikte elbette.

Lazerle Dövme Silme İşlemi Nasıl Yapılır?

Lazerle Dövme Silme İşlemi Nasıl Yapılır?

Lazerle Dövme Silme 

İlk dövme yaptırırken ne yaptırsam diye düşünür dururuz. Pişman olmak istemeyiz. Ama dövme yaptırdıktan sonra ya o dövmeden sıkılırız ya da o zaman dövmenin bizde olan anlamı artık yok olmuştur. Büyük anlamlar yükleyerek yaptığımız dövmedeki isim ya da resimin anlamı kalmaz. Özellikle sevgili isimlerinde bu durum görülmektedir. Evet isimler başka şekillere döndürülebiliyor ama yine orada aslında ne yazdığını biz biliyoruz. O lekenin tamamen geçmesini istiyoruz. Genel olarak buna çözüm yok deniyor. Oysa lazer tedavisi ile dövmeler silinebilir. Tabii, dövmenin silinmesi dövmenin rengine, yapan kişiye, dövmedeki ustalığa hatta dövmenin geçmişine yani ne zaman yapıldığına bağlıdır.
                Siyah ve kırmızı renkteki dövmeler tamamen silinebilirken, renkli dövmelerde renk soluklaştırılabilir belki de silinir ama garantisi yok. Silinmese de üzerine örtü gelmiş gibi olacaktır. Tabi, dövmeyi yapan kişinin ustalığına da bağlıdır. Deri içine çok işletilen dövmelerde durum aynı değildir. Dövmenizi yapan kişi ne kadar acemiyse dövmenizinde silinmesi o kadar kolaydır. Dövmenin ne zaman yapıldığının da önemli olduğunu söyledik. Dövme ne kadar eski yapıldıysa silinmesi o kadar kolay olur, dövme ne kadar yeni yapıldıysa silinmesi de o kadar zordur. Yani, sizin dövmenizin silinip silinemesi için birçok etken vardır. Silinmese de epey yok edileceğine emin olabilirsiniz. Eğer ki rahatsız olduğunuz bir dövmeniz varsa lazer tedavisini uygulamanızı tavsiye ederiz.
                Lazer uygulamasının yapıldığı esnada cilt eski rengine dönen cilt daha sonra kırmızı veya pembe bir renge bürünür. Bir süre sonra ise kabuklanarak dökülür. Dökülme işleme 3 ila 5 gün arasında tamamlanır. Dökülme işlemi tamamlandıktan sonra dövmenizi tamamen ya da kısmen silmiş olacaksınız. 1 seansta olumlu sonuç alanlar olduğu gibi, 10 seansta olumlu bir sonuç alamayanlar da olur. Bundaki sebep dediğimiz gibi bazı etkenlerdir. Dövme yapan zamanı, dövme yapan kişinin ustalığı, dövme rengi…  Siyah renkte olan dövmelerden kurtulmanız genel olarak 6 ya da 7 seansta tamamlanacaktır.
                Lazer tedavisi esnasında kişiye lokal anestezi verilir. Verilen lokal anesteziye rağmen acı hissedilebilir. Acı hissi ise dövmenin büyüklüğüne göre değişmektedir.

DÜNYAMIZDA KİMLER VAR ?

 DÜNYAMIZDA KİMLER VAR ?

Bir zamanların olay sorusu haline gelen kimisine göre saçma kimisine göre mantıklı gelen bir olay gündemi uzun bir süre meşgul etmişti hatta her ne kadar  haberlere itimat edilmese de bu konuda filmler dahi çekilmişti .Hangi filmler mi ? uzaylı filmleri elbette .Uzaylılar var mı yok mu konusu gündemi çok meşgul etmiş fakat daha sonra bu konu önemini yitirmişti .Ama aklımda şöyle bir soru kaldı dünyamızda bizden başka var olan varlıklar yoksa peki bu haberler durup dururken nereden çıkıyor ? Tabi ki kendiliğinden  çıkmıyor .Avrupa da yapılan kazalarda yaşları çok eski olan  uzaylılara benzeyen küçük heykelcikler bulundu sadece bu da değil yine avrupada yapılan bir kazıda bir grup arkeolog tuhaf uzaylılara benzeyen yakalarında civata taşıyan  heykeller bulundu. Bundan belkide yüzyıllar önce bu heykelleri kim yaptı nasıl oluyor da olmayan bir şeyin heykelini yapmış olabilirler değil mi ?evet bence de  çok garip demek ki bugün inanmadığımız uzaylılar belkide gerçekten geçmişte vardı yada şuan halen var .Bulunan eserlere bakacak olursak  artık uzaylılar yok diyemeyiz .Acaba uzaylılar hangi yüzyılda yaşadı , nasıl varlıklar , bize benzeyen yönleri var mı 🙂 merak ediyorum uzaylı dostlarımızı .Ulaşımda geliştiklerini söyleyebiliriz tabi bunu cem yılmazın uzaylı filmlerine dayanarak söylemiyorum elbette Filippo Lippi nin yaptığı  “La Madonna e san Giovannino” tablosunda ufoya benzer uçan ışıklı bir cismi tablosuna aktarmıştır. Anlaşılan Filippo lippide benimle aynı fikirdeymiş 🙂 . Söylentilere inanıp uzaylı yok demektense  gördüğümüze ve bulunan eserlere itibar etmeyi daha  akıllıca buluyorum tabi siz ne düşünüyorsunuz bilemem ama bu konudaki haberleri okumanızı tavsiye ederim belki fikriniz değişebilir   . iyi araştırmalar