Arşiv -Mart 2015

Mercan Dede Kimdir?

SUFİ MÜZİĞİN, MODERN MÜZİKLE BULUŞMASI

1966 yılında Bursa’da dünyaya gelen sanatçı, üniversite yıllarında maddi imkânsızlıklardan dolayı, kendi emeğiyle yapmış olduğu plastik su borusundan ney ile müzik yaşantısına adım atmıştır. Ardından Kubbealtı Cemiyeti’nde ilk müzik hocası Ömer Erdoğduların öğrencisi olmuştur. 1 Mayıs 2012 yılında vefat eden, tasavvuf müziğimizin yetiştirmiş olduğu en büyük bendir sanatçısı kabul edilen Nezih Uzel’den bendir dersleri almıştır. Büyük ney üstadı Niyazi Sayın’dan ebru dersleri aldığı zamanlarda fazlasıyla etkilendi. 1988 yılında göç ettiği Kanada’da güzel sanatlar üzerine lisans ve yüksek lisans eğitimlerini tamamlamıştır.

Mercan Dede’nin (nam-ı diğer DJ Arkın Allen) doğuya özgü sufi müziğini günümüz modern müziğin tınılarıyla harmanlayarak, eski ile yeniyi bir araya getiriyor. Sufi inancına can-ı gönülden bağlılığıyla bilinen Mercan Dede, gönülden seslere yer veren sufi makamlarına ve onların eşsiz ritimlerine kendi müziğinde yer vermektedir.

Kendine has müziği ile dikkatleri üzerine çeken Dede, ilk albümü olan “Sufi Dreams”, bağımsız bir plak şirketi tarafından çok az sayıda basılıp dağıtılmasına rağmen, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde oldukça yoğun bir ilgi görmüştür. Bir Alman kanalı hazırlamış olduğu Sufi kültürü belgeselinde Mercan Dede’ye yer verdi. Belgeselin müziklerini de Mercan Dede tarafından hazırlanmıştır.

Daha sonra ki yıllarda yayınlamış olduğu Su ve Nefes albümleri dünya çapında yakalamış olduğu üstün başarı sayesinde, BBC World Music Chart’ ta birinci sıraya yükselerek, Dede’ye BBC’de bu alanda albümleri birinci sıraya yükselen Türk sanatçı unvanını kazandırmıştır. Sanatçı 2006 ve 2007 yılında BBC World Music tarafından yılın sanatçılığına aday gösterilmiştir. 2007 yılında çıkarmış olduğu 800 albümünü, Unesco tarafından o yılın Mevlana yılı ilan edilmesine binaen Mevlana’ya gönülden bir hediye olarak dinleyenlerine sunmuştur.

Kendi yaptığı plastik su borusu ile müziğe adım atan sanatçı, DJ Arkın Allen kimliği ile kendisine has tarzı ile dünyaca ünlü bir müzisyen değil, müziği bir çocuğun samimi sevgisi ile var edip, havai ruhlu müziği ile paylaşmaktan mutluluk duyan, kendi kuşağının en büyük sanatçılarından biri olarak bilinmektedir.

Bir Kadını Bir Erkeğe Aşık Eden İlk On Özellik

Kadınların erkekleri severken ya da aşık olurken dikkat ettiği bazı özellikler olduğu kesin. Kadından kadına göre değişen bu özellikler araştırma konusu olmuş. Bir kadının bir erkeği sevmesi için, erkekte olması gereken belli başlı özellikler olması gerektiği kesin. Toplumların geneli incelenerek yapılan bu araştırmada, tüm dünya kadınlarının bir erkeği severken ya da aşık olurken en çok dikkat ettiği on özellik şöyle sıralanmış:

  1. Güzel bir gülüş
  2. Bakımlı dişler
  3. Güzel ve bakımlı eller
  4. Şık ve uyumlu kıyafet
  5. Güzel ayaklar
  6. Güven duygusu
  7. Samimiyet
  8. Babaya benzemek
  9. Karizmatik bir yüz
  10. İyi bir iş sahibi olması

Her kadına göre bu sıralama böyle olmayabilir ama büyük çoğunluğun görüşüyle gerçekleşen bu araştırma sonucunda, kadınların bu özellikleri taşıyan erkekleri sevme eğilimi gösterdiğini belirlemekte. Bu araştırmanın ilginç tarafı ise; renkleri, dilleri, dinleri farklı olan kadınların bu ortak noktalarda da birleşmiş olması. Bundan hareketle, dünya kadınlarının hemen hemen aynı düşündü ortaya çıkmakta. Bütün kadınların sevilmeyi hak ettiği dünyamızda, bu araştırma sonuçlarını okuyan erkeklerin işi daha da kolaylaşacağı benziyor.

Böbrek Taşları Nasıl Oluşur?

BÖBREK TAŞLARI NASIL OLUŞUR?

Böbrekler, kanı süzdükten sonra vücut için fazla, gereksiz ya da zararlı olan maddeleri idrar yoluyla dışarı atarlar. Bu maddelerden bazıları dışarı çıkmadan önce  kristalize olup çökelirler ve bu çökeltiler üst üste binip böbrek taşlarını oluştururlar. Bu birikerek oluşan sert ve madensel kitlelerin görülme sıklığı iklimsel şartlara göre değişkenlik gösterir. Sıcak iklimlerde vücuttaki suyun terleme yoluyla eksilmesi idrarı azaltır ve yeterince sıvı alınmadığı durumlarda taş oluşumuna ortam yaratır. Böbrek taşı oluşumundaki çevresel faktörler sadece az su tüketimi ve sıcak iklimden ibaret değildir. Örneğin fırıncılar,aşçılar,sanayi çalışanları gibi yüksek ısıya maruz kalan mesleki gruplarda risk artmaktadır. Aşırı proteinle beslenme, fazla tuz kullanımı, oksalat ihtiva eden yiyeceklerin gereğinden fazla tüketilmesi ve anti asit içeren ilaçlar da listeye eklenebilir. Çevresel faktörlerin yanısıra taş oluşumunda genetik faktörler de etkilidir. Ailesel yatkınlık, tıbbi ismi nephrolithiasis olan bu hastalığa yakalanma riskini büyük ölçüde arttırır. Vücuttaki D vitamini fazlalığı, anatomik bozukluklar, yineleyen idrar yolu iltihapları, gut ve bağırsak hastalıkları böbrek taşı oluşumundaki diğer faktörlerdir.

İnternetten Para Kazanmak Mümkün mü?

İnternetten Para Kazanmak Mümkün mü?

İnternetten para kazanmak mümkündür.Pek çok para kazanma yöntemi bulunmaktadır ama kolay olarak para kazanılmaz,para kazanmak için yeterli bilgisayar ve internet kullanma seviyeniz olmalıdır.

parali İnternetten Para Kazanmak Mümkün mü?Öncelikle para kazanmak için boş zamanlarınız ve sabrınız olmalı,para kazanmak için kullanacağınız sitede çok önemlidir eğer scam adı verilen para ödemeyen sitelere başvurursanız hesabınızda para birikse bile ödeme alma alamazsınız.Bu yüzden öncelikle siteyi araştırmak gerekir.Bu konuyla ilgili bir çok webmaster sitesi ve sırf bu konu için açılmış forumlar,bloglar vb.. siteler bulunmaktadır.Siteye karar verince sizin bir ödeme alacağınız yer bulunmalıdır.Bu yer banka hesabı ve internetten ödeme yapan sitelerdir.İnternetten para kazanmak yatırımlı kazanç ve yatırımsız kazanç olarak iki gruba ayrılır.Yatırımlı kazançta premium üyelik ya da level yükseltme denilen fazla para kazanmak için oluşturulmuş temel hesaplar bulunmaktadır.Yatırımsız olarak hiçbir ücret ödemeden para kazanmak ise direk alıcağınız ücretten değerlendirilirsiniz 1$ ise 1$ alırsınız ve bu ücreti talep ederken site sizden belirli bir ücrette kesebilir.İnternetten para kazanmanın bir çok yöntemi bulunmaktadır.PTS üyelik başına kazanç,PTC tıklama başına kazanç,surf yaparak site dolaşarak para kazanma,anket doldurarak makale yazı yazarak, ürün satarak vb.. kazanç yöntemleriyle para kazanabilirsiniz.Ben kendim şahsen birçok ödeme almışlığım var.Size önerim bir siteye bağımlı kalmayın araştırın, birkaç para kazanç sitesine başvurun ödeme kanıtları olan sitelere öncelik verin.

İnternetten para kazanmak sabır gerektiren bir iştir.Boş vakitlerinizi değerlendirmek için bir fırsattır.İnternetten para kazanmak kanıtlanmış bir iştir.Fazlasıyla yöntemi bulunmaktadır.Sizde boş vakitlerinizi para kazanmak için uğraşarak birikim yapabilirsiniz.Ayda 10-20$ kazanmak hiç kazanamamaktan iyidir.

Stockholm Sendromu Nedir?

Stockholm Sendromu Nedir?

Stockholm sendromu rehine olan,  esir düşmüş kişilerin kurban vaziyetinde travmaya maruz kalmışken yaşadıkları bir durumdur.

Rehin alan kişiyle empati kurmak,  ona kendini yakın hissetmek hatta ona sempati duymak şeklinde görülebilir.

İlk kez 1973 yılında İsveçli bir psikiyatrist tarafından tanımlanmıştır.Stockholmde bir banka soygununda rehin alınmış ve 6 gün esir tutulmuş insanlar. İlk olarak korku ve tedirginlik yaşamış, sıkıntı ve panik halindeyken. Soygucular bu kişilere iyi davrandıkça aralarında anlaşılması zor bir bağ oluşmaya başlamış.

Polisler gelip rehineleri kurtarmak istediğindeyse, onların kaçmasına yardımcı olmaya çalşmışlar, içlerinden bir kadınsa mahkeme sürecinden sonra, soygunculardan biriyle evlenmiştir.

Stockholm sendromu denilmesinin sebibide,  burda yaşanan olaydan sonra sendromun tanımlanmış olmasıdır.

Rehine saldırganla kendi arasında  bir özdeşim yaparak, kendini ona yakın hissediyor.

Bakımlı Ellere Sahip Olmanın Sırları

BAKIMLI ELLERE SAHİP OLMANIN SIRLARI

Eller, kişiliğin en önemli göstergelerindendir. Vücut bakımında en fazla önem verilmesi gereken yerlerden biri ellerdir.Sürekli dış etkenlerle temas halinde olan ellerimiz, hava koşullarından, sudan, günlük yaşantımızda kullandığımız temizlik maddelerinden olumsuz etkilenir. Bu zararlı etkilerden korumak, pürüzsüz ve yumuşak ellere sahip olmak için, ellerimize düzenli bakım uygulamalıyız.

bakimli el Bakımlı Ellere Sahip Olmanın SırlarıBu konuda ilk dikkat edilmesi gereken nokta, temizliktir. Elleri sık sık yıkamak sağlık ve bakım için önemlidir.Her yıkamadan sonra, eller, nemlendirici el kremiyle kremlenip masaj yapılmalıdır.

El masajı, krem sürüldükten sonra, parmak uçlarından bileklere doğru yapılır. Ayrıca, avuç içleri birbirine bakacak şekilde parmak uçları birleştirilir. Sağ elle sol el, sol elle de sağ el parmakları üzerine kuvvetlice baskı yapılır. Bu hareket 8-10 defa tekrarlanır.Bir başka masaj hareketi de, elleri açık tutup, parmakları iyice gererek açıp kapatma ve bu hareketi de yine birkaç defa tekrarlamaktır.Özellikle akşamları yatmadan önce bu bakımı ellere uygulamak ve mümkünse eldiven giyerek yatmak, pürüzsüz ve güzel ellere sahip olmak için çok önemlidir.

Ellerin kurumasını ve çatlamasını önlemek için uygulanabilecek oldukça kolay bitkisel formüller de vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

_ Gliserin, el bakımında en sık kullanılan en faydalı maddedir.Limon suyu veya salatalık suyuyla karıştırılıp krem halinde masaj yaparak ellere uygulanır.

_ Limonun elleri temizleme, lekeleri çıkarma özelliği vardır. Bu özelliğinden dolayı, salatalara sıktıktan sonra birkaç damla ellere sıkmak, suyu biten limonlarla elleri ovalamak, hem yumuşatmak hem de temizlemek açısından çok faydalıdır.

bakim el Bakımlı Ellere Sahip Olmanın Sırları_ Zeytinyağı ve hindistan cevizi yağı da, elleri yumuşatmada, çatlakları gidermede çok etkilidir. Yine limon suyuyla karıştırılıp ellere masaj yaparak uygulanabilir.

_ Bal ve portakal suyu uygun miktarda karıştırılıp ellere sürülebilir.

_ Yarım limon suyu ve bir çorba kaşığı şeker karıştırılıp, şeker iyice eriyene kadar eller ovalanırsa ellerin çatlamasına engel olur.

_ Bütün bu uygulamaların yanında, soğuk havalarda dışarı çıkarken ve evde temizlik maddelerini kullanırken de mutlaka eldiven kullanmak bakımlı ellere sahip olma konusunda önemlidir.

Sık Sık Format Atmanın Zararları

Günümüzde bilgisayar kullanıcılarının yüzde 80 i format atmak konusunda bilgi sahibidir.Fakat bilgisayar kullanıcılarının yine büyük kısmı kulaktan duyma bilgilere dayanarak, bilgisayarı her yavaşladığında format atmanın faydalı olacağanı düşünüyor.Kesinlikle YANLIŞ !

Hard disk katmanlardan oluşur ve her format sonrası önceki katmanın üzeri örtülüp yeni bir katmana kayıt yapılır.Yani bilgisayarınıza yüklediğiniz, indirdiğiniz, kayıt ettiğiniz hiçbirşey format atsanız dahi kalıcı olarak silinmez.Evinizin duvarlarını yeniden boyamak gibi düşünün.Format atmayı bir çözüm olarak görmeyin.Atılan her format bilgisayarınızın öncekinden daha yavaş çalışmasına sebep olacaktır.

“Peki hiç mi format atmayacağım?” dediğinizi duyar gibiyim.Gerekli görüldüğünde tabiki de format atabilirsiniz.Fakat bunu yaparken orjinal CD lerinizi kullanmanızı öneririm.Bilgisayarcıdan 5 lirayaformat CD si alıpta format atmayın.Her zaman orjinal yazılım kullanın, böylelikle bilgisayarınızı daha sağlıklı kullanabilir ve sık sık format atmak zorunda kalmazsınız.

Sağlıklı ve Kolay Uzayan Saçlar için Nasıl Beslenilmelidir?

Sağlıklı ve Kolay Uzayan Saçlar için Hangi Gıdalar Tüketilmelidir?
Her kadın saçlarının güzel görünmesini ister. Sağlıklı, dolgun ve parlak görünümlü saçlar, ideal çekicilik ve güzelliğin ölçütlerinden birisidir. Saçların sağlıklı olması için her ne kadar düzenli olarak bakım yapılması gerekliyse de güçlü ve dolgun saçların temel şartı düzenli ve dengeli beslenmedir.

Saç dipleri, gıdalardan aldığımız vitamin, mineral ve antioksidanlar yoluyla beslenir.  Sağlıklı saçlar için ne yemeliyiz? Saç dökülmesine hangi besinler iyi gelir? Daha sağlıklı saçlara sahip olmak için şu beslenme önerilerine öğünlerinizde mutlaka yer verin:

Antioksidan açısından yüksek gıdalar tüketin
Antioksidanlar, vücudumuza solunum yoluyla aldığımız ve cildin yaşlanmasından kalp damar rahatsızlıklarına, saç dökülmelerinden kansere dek çok çeşitli sorunların sebebi olan zararlı serbest radikallere karşı bedenimizi korurlar. Serbest radikallerin saç sağlığını bozan etkilerini en aza indirmek için antioksidan açısından  zengin olan bir beslenme düzenine uyun. Yemeklerinizi zeytinyağı ile yaparak, her sabah kahvaltınızda zeytinyağı da bulundurarak bedeninize büyük ölçüde antioksdan alırsınız.

Protein Ağırlıklı Beslenin
Proteinler, sağlıklı saçlara sahip olmanız için son derece gereklidir.   Ayrıca, protein saçınızın hızlı uzamasında etkilidir. Baklagiller en önemli protein kaynaklarıdır.

Demir Saç Dökülmelerini Azaltır
Demir bakımından yeterli beslenme, saç dökülmelerini azaltarak, saç tellerinde  koparak kırılmaları engeller. Demir eksikliği direk saç dökülmelerinin sebebi olabildiği gibi, saç köklerine oksijen gitmesini yavaşlatarak, mevsim değişiklikleri stres gibi sebeplerle yaşanan dökülmeleri hızlandırabilir. Saçlarınızın sağlığı için yeşil yapraklı sebzeleri yeterli miktarda tüketerek bedeninize demir takviyesi almanız gerekir.

Saçlarınız İçin Yoğurt Yiyin
Yoğurt, içeriğinde bulunan yüksek oranda kalsiyum ile saçları besleyerek, hızlı ve sağlıklı uzamasına yardımcı olur. Beslenmenizde yoğurda yer vererek, saçlarınız için gerekli kalsiyumu sağlayabilirsiniz.

Havuçla Saç Derinizi Koruyun
A vitamini açısından zengin olan havucun düzenli tüketimi, saç derinizin sağlıklı olmasını sağlar. Havuç, düzenli olarak yenildiğinde saçlarınızın kolay uzamasına yardımcı olur ve saç kırıklarını engeller.

Saçlarınız için E vitamini
Beslenmenizde yeterli oranda E vitamini alarak hem cildiniz hem de saçlarınızın sağlığını koruyabilirsiniz. Saçların sağlıklı şekilde, kırılmadan uzaması   için kuruyemişler yoluyla yeterli E vitamini takviyesi alın.

Nasıl sağlıklı kilo verilir?

Genç yaşlı herkesin mutlaka fazla kilolarından rahatsız olduğu bir dönem olmuştur hayatında.

Yapılan en büyük yanlışlardan biriyse şok diyetlerden medet ummak. Oysa sağlıklı bir şekilde kilovermek ve verdiğiniz kiloları korumak sanıldığı kadar zor bir şey değil.

Öncelikle kendinize bir hedef belirlemeniz ve biraz sabırlı olmanız gerektiğini unutmamalısınız. Kaçınmanız gereken en önemli şey ise başkalarının verdiği diyet listelerinden uzak durmak!

Çünkü her vücudun günlük kalori ihtiyacı ve  metabolizma hızı farklıdır ayrıca o listelerdeki tarifleri hazırlamak ve uygulamaya çalışmak hem sıkıcı hem de yorucu bir iştir.

Peki nasıl sağlıklı kilo verilir?

İlk yapmanız gereken kalori  hesaplama sitelerinin yardımıyla günde ortalama kaç kaloriharcadığınızı  hesaplamak ve 1 kilonun 7000 kalori olduğunu da göz önünde bulundurarak kendinize uygun bir zayıflama planı oluşturmak.

Mesela günlük 2000 kalori harcadığınızı varsayarsak 2000’in üzerinde aldığınız her kalori size kiloolarak geri dönecektir. Tam tersine 2000 kalorinin altına düştüğünüzde ise zayıflamaya başlayacaksınız. Burada dikkat etmeniz gereken asıl mesele günlük 1200 kalorinin altına inmemektir. Eğer vücudun çalışması için gerekli olan kalori miktarından daha az kalori alırsanız sürekli uyku hali, kan şekerinin düşmesi ve yorgunluk gibi problemlerle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Günde 500 kalori daha az almanız ve  500 kalori de spor desteğiyle harcamanız haftada 1 kilo, ayda 4 kilo vermenizi sağlar. 1 haftada 4-5 kilo verdiren şok diyetlerle kıyasladığınızda rakamlar düşük gelebilir fakat sağlıklı bir şekilde vereceğiniz kiloların kaslarınıza zarar vermediğini ve kalıcı olacağını unutmayın. Zaten şok diyetlerle kilo vermek yerine vücuttaki suyu atıp üstüne üstlük birde kaslarınızdan olursunuz. Vücuttaki kas kaybı da metabolizma hızınızı düşürerek daha hızlı kiloalmanıza neden olur. Sık kilo alıp vermek ise sadece görüntünüze değil sağlığınıza da zarar verir.

Zararlı bir diğer konu da günlük iş koşuşturmasında yemek saatlerini bisküvi, kraker gibi atıştırmalıklarla geçiştirmek.  Miktarları göze az görünse de tam bir kalori deposudurlar. Üstelik sadece geçici bir tokluk sağlayıp kısa sürede tekrar acıkmanıza neden olurlar. Oysa evde hazırlayıp götürdüğünüz kepekli bir sandviç bile sizi uzun süre tok tutmaya yetecektir.

Kısacası hem sağlıklı olmak hem de fit bir görüntüye kavuşmak istiyorsanız yediğiniz yiyeceklerinkalorilerini kontrol  altında tutarak yemek alışkanlıklarınızı değiştirmeli, düzenli spor yapmalı ve dengeli beslenmelisiniz.

Gizli Kalmış Şifa Lavanta

Gizli Kalmış Şifa Lavanta

                Yurdumuzun çeşitli bölgelerinde yetişen lavanta, ballıbabagillerden olup dip kısımları odunsu üst kısımları ise mavi, mor ve ya kırmızı çiçeklerden oluşan bir bitki türüdür. Genellikle mis gibi kokmasıyla bilinen lavanta sadece koku veren bir bitki değil aynı zamanda pek çok derde şifa veren faydalı bitkilerden biridir.

Peki, Lavanta Neye İyi Gelir?

  • Lavanta aşırı yorgunluk ve halsizlik görülen kişiler tarafından çay olarak tüketilirse yoğun bir şekilde enerji verir. Günümüzde çalışan ve günlük koşturmacayla içinde halsiz kalan kişiler için en doğal ürünlerdendir.
  • Saçlardaki keratin yapıyı güçlendirerek dökülmesini önleyen lavanta, stresi de azaltarak depresyonun etkilerinden ve aşırı kaygılı olmaktan sizi korur.
  • Geceleri uykusuzluk problemi yaşayanlara, şişkinlikten ve ağrılardan uyuyamayanlara lavanta çayı içmek çok iyi gelecektir.
  • Aknelerin temzilenmesi için kür olarak da kullanılan lavanta, yaraların temizlenmesinde de antibaktriyel olmasından dolayı kullanılmaktadır.
  • Ağız kokusunu almada ve kabızlığın giderilmesinde etkili olan lavanta, kış mevsiminde tüketildiğinde soğuk algınlığını önler ve solunum yollarının sağlığını korumada oldukça faydalıdır.

Lavanta Nasıl Tüketilmelidir?

  • Suda kaynatılarak çay şeklinde tüketilen lavanta her zaman daha iyi etki gösterir.
  • Kür olarak da tüketilebilir.
  • Lavanta yağı şeklinde de tüketilebilmektedir.

Saçınız Dökülmesin Diye Bitkisel Çözümler

Saçınız Dökülmesin Diye Bitkisel Çözümler

Son dönemde sıkça karşılaşılan ve hem kadınların hem de erkeklerin şikayetçi oldukları saç dökülmesi sorunu pek çok etkenlere bağlı olarak gelişmektedir.Vitamin eksiklikleri,genetik faktörler,stres veya çeşitli kimyasallar içeren saç spreyleri ve jölelerden kaynaklanan etmenler saç dökülmelerine neden olmaktadır.Saç dökülmesini engellemek için piyasada bir çok kozmetik ürünü mevcutken içerdikleri kimyasallar veya sonuç vermeyen karışımları ile memnuniyetsizlik yaratırken bitkisel çözümler de artık mevcuttur.Yan etkisi olmayan bu çözümler ayrıca ekonomiktirler.

1.Zeytinyağı akla ilk gelen en faydalı yağlardandır.Saçınızın uzunluğuna göre yaklaşık yarım öay bardağı zeytinyağını saçlarınıza masaj yaparak sürün.2 saat kadar beklettikten sonra saçınızı ılık su ile şampuan yardımıyla yıkayın.
2.Badem yağı da aynı etkiyi yapmaktadır.Saçlarınızı güçlendiren badem yağını haftada iki kez kullanmanız yeterli olacaktır.Saç derinize masaj yaparak uygulayın.1 saat beklettikten sonra durulayın.
3.Isırgan otunu da yarım litre suda haşlayarak bu su ile saçınızı banyodan evvel yıkayarak saçlarınızın hem parlamasını hem de güçlenmesini sağlarsınız.
4.Biberiye otu,adaçayı,dulavrat otu,ısırgan otu ve şeftali yaprakları birlikte bir tencereye konur,üzerini kaplayacak kadar kaynamış su koyarak demlenmeye bırakılır.10 dakika sonra alınır.Su soğuduktan sonra bu su ile saçlar yıkanır.
5.Sarımsak yağı da oldukça faydalıdır.Sarımsak yağını saç derilerinize masaj yaparak sürün.En fazla yarım saat beklettikten sonra saçlarınızı yıkayabilirsiniz.Etkili bir yağdır ve saç köklerinizi uyararak yeni saçların çıkmasını da sağlamaktadır.
6.1 adet orta boy kırmızı soğanı soyarak mutfak robotunda ezip suyunu çıkararak bu su ile saçınıza masaj yapabilirsiniz.1 saat beklettikten sonra yıkayabilirsiniz.

Ayrıca argan yağlı veya bitkisel özlü şampuanlar kullanarak saçlarınızın dökülmesini engelleyebilirsiniz.Bol sebze ve meyve tüketmeye özen göstermelisiniz.Bir doktor kontrolüne giderek vitamin tahlilleri yaptırmanız,vücudunuzda eksik bir vitamin varsa buna özel bir tedavi uygulanmasını sağlayacaktır.

Evliliğiniz Tehlikede Mi?

Evliliğiniz Tehlikede Mi?

Erkeğe ait cevaplanması gereken sualler;

  1. Tüm hayatınızı değiştirmek ve her şeye yeniden başlamayı düşünüyor musunuz? ‘
  2. Eşinizin o kadar da zevkli giyinmediğini düşünüyor musunuz?
  3. Çok uyuyorsunuz?
  4. Evde boş vakit geçirmek hoşunuza gidiyor mu?
  5. Eşinizin hangi renkten ve hangi kitaptan hoşlandığını biliyor musunuz?
  6. Bekar olduğunuz zamanları sık sık hatırlar mısınız?
  7. Boş vakit geçirme planları yapıyor musunuz?
  8. Eşinizi başka kadınlar ile mukayese ediyor musunuz?
  9. Dış mekanlarda sıkça arkadaşlarınız ile görüşüyor musunuz?
  10. İşten eve kötü ruh halini sıkça “getirir misiniz”?

Test sorularına verilecek cevaplar;

Evet

Bazen

Hayır

Evet cevapları avantaj teşkil ediyorsa:

Aile hayatında o kadar da mutlu değilsin. Kısmen de olsa sorun sizdedir. Eşinize daha çok zaman ayırınız, ona karşı dikkatli olun, elbette ki,artık geç değil. İsterseniz aile hayatınızı daha mutlu ve sağlam yapmanız zor değil. Çünkü aileyi dağıtmak kolay olsa da, onu yeniden yapmak çok zordur.

Bazen cevapları çoğunluktaysa: Siz evliliğinizden razısınız. Sakin ve güzel ev ortamını hoşlanıyorsunuz. Arkadaşlarınızla görüşüyorsunuz ve eski günlerinizi yad ediyorsunuz, fakat bu sadece güzel yönünüz, fakat bu aile saadetinizden çok memnun olduğunuz anlamına gelmez.

Hayır cevapları çoğunluktaysa: Bazen eşiniz ile bir küçük anlaşmazlık olur, ancak tamamen sizin evliliğiniz başarılı.

Kadına ait sorular:

  1. Eşinizin size karşı dikkatli ve samimi olduğunu düşünüyor musunuz?
  2. Eşinizin sizinle iş sorunlarını paylaşmasını ister miydiniz?
  3. Sizin tüm ailenin moral durumunu bozduğunuz haller olur mu?
  4. Eğer ruh haliniz kötüyse, bu bir hediye, sevdiğiniz bir yemek ile değişebilir mi?
  5. Sizin tanışlarınızın eşleri sizin eşinizden iyi olduğunu düşünüyor musunuz?
  6. Tatil günleri kendinize önem vermediğiniz zamanlar olur mu?
  7. Eşinizin hobisi sizi sinirlendiriyor mu?
  8. Eşinizin başarılarından sevinir misiniz?
  9. Sizin işinizden eşinizin işi önemli olduğunu düşünüyor musunuz?
  10. Çocuklara karşı eşinizden çok sevgi gösteriyor musunuz?

Testin sorularına cevap

Evet

Bazen

Hayır

Evet cevapları çoğunluktaysa: Siz düşünüyorsunuz ki, evliliğiniz başarılı değildir. Bu durumda, ilk etapta eşinizi suçluyorsunuz. Fakat sorun sizin kendinizde de olabilir. Umuyoruz ki, sizin bu durumu iyi tarafa çevirmeye hala vaktiniz var. Size başarılar.

Bazen cevapları çoğunluktaysa: Siz bilirsiniz ki, ideal evlilik kolay inşa edilmiyor. Ailede olan iyi ilişkilerin her ikinize bağlı olduğunu iyi biliyorsunuz. Siz sorunlarınızı kolay yolla çözüme kavuşturabiliyorsunuz. Bazı zamanlar şüphe oluşur: bu sorunların üstesinden gelebilirsiniz. Fakat kötü hislere kapılmak gerekmiyor.

Hayır cevapları çoğunluktaysa: Sizde her şey mükemmel, başarılı aile ilişkileri kurabilmişsiniz. Çok iyi yoldaşısınız var ve sizden iyisi hayal edemez. Her bir aileye başarılar diliyoruz. Birbirinizin kıymetini bilin, birbirinize karşı her zaman dikkatli olun.

ask sevgi mutluluk Evliliğiniz Tehlikede Mi?

Aradığınız Öğretmenler Burada

Günümüzde sınavlar çoğaldıkça,öğrencilerimizin de başarıyı yakalamak için eksiklik duyduğu dersten ders alma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Matematik,Türkçe,sosyal bilgiler,Fen Bilgisi gibi dersler temel derslerdir ve klasik eğitim ve öğretim veren günümüz okullarında zorunluluk haline gelmiştir.

Özel ders almak ve özel ders vermek isteyenler için bir fırsattır.Sitemiz özel ders almak isteyen veli ve öğrencileri online ortamda öğretmenlerle buluşturmayı hedef almıştır.

Öğrenciler özel ders öğretmeni bulmakta zorlanıyor musunuz?, Öğretmenler ders vermek istiyorsunuz, işte size bir fırsat!.. Özel ders vermek isteyen öğretmenler veya özel ders almak isteyen öğrenciler Online buluşma yeriniz var artık. Öğretmenler mesleki deneyimlerinizi aktarabileceğiniz öğrencilerinizi bulmak artık çok kolay. Veliler “ ben şimdi matematik hocasını nerden bulayım?” diye düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Deneyimleri,formasyonları,profilleri,telefon numaralarına kadar ders veren öğretmenlerimize ulaşmak çok kolay.

Yapmanız gereken tek şey www.öğretmenburada.com ‘a girerek ders talep formundan istediğiniz dersin Öğretmenine ulaşabilirsiniz.

Cilt Lekeleri Nasıl Geçer?

Genellikle sivilce izleri ve güneşten kaynaklanan lekeler cildimizde, en olmadık yerde ve zamanlarda çıkarak canımızı sıkıyor. Şüphesiz bunları kapatmak için cildimize sürdüğümüz bir çok kozmetik ürünü var.Bu ürünlerle geçici kusursuzluk elde etmek her zaman mümkün.Ancak cildimizde kalan bu kimyasal içerikli ürünler bir taraftan cildimizdeki kusurları kapatırken diğer taraftan gözeneklerin tıkanmasına ve uzun süre ciltte kalmasından dolayı cildin nefes almamasına ve yeni cilt sorunlarına neden olmaktadır. Peki, bu  cilt lekeleri nedir?

Cilt yapısı güneş lekelerinde önemli bir rol oynar. Güneş ışınlarının etkisi ile oluşan pigment artışı ile ciltte geniş leke görüntüleri oluşturur. Ayrıca sivilce izleri, aşırı antibiyotik kullanma, yanlış kozmetik ürünleri gibi sebepler ciltte lekeleri oluşmasına neden olmaktadır.

Bitkisel ürünlerle ise lekeler, çeşitli yöntemlerle ise biraz zaman alsa da bir süre sonra kalıcı sonuçlara ulaştırıyor. Aynı zamanda bu bitkisel ürünler uygulanan ciltte herhangi bir alerjik reaksiyon yapmaması da büyük bir avantajdır. Düzenli uygulanan bitkisel peelinglerle ciltte yeniden yapılanmanın olduğu ve lekelerin renginin büyük ölçüde açıldığı gözlemlenir. Kimi lekeler, sivilce izleri ve benzer tarzındaki sorunların halledilmesi için üst derinin bir tabaka temizlenmesi zorunludur. Peeling adını verdiğimiz cilt soyma işlemini bitkilerle uygularken kesinlikle cilde aşırı bir uygulama yapılmamalıdır cilde aşırı bastırma ya da peelingi maske olarak uzun süre ciltte bırakma tahrişe neden olabilir. Unutulmamalıdır ki cilt yapısına uygun bitkisel kürlerle bu işlem uygulanmalıdır.

Cilt Lekelerine Bitkisel Karışım

50 gram deniz yosununu 250 ml suda 5 dakika süre ile kaynatınız ve kaynama işlemi bittikten sonra üzerine yasemin çiçeğini ilave ediniz. İçerisine az miktarda limon suyu damlatarak bunu karşıtırınız. Elde edilen karışımı gece 30 dakika cildinizde bekletip daha sonra yıkayınız.3 ay boyunca yapılan haftada 2 kez yapılan bu maske ile ciltteki lekelerin renginin açıldığını göreceksiniz.

Pürüzsüz Bir Cilt İçin

Bir tatlı kaşığı kil, bir tatlı kaşığı mısır unu, bir çay kaşığı kadar gliserin biraz soda ya da ılık su yardımıyla koyu bir kıvama getirilir. Temiz cilde sürülür, maske kuruyana kadar beklenir. Kuruduktan sonra 5 dakika kadar beklenir ve ılık su yardımıyla aşırı ovalamadan maske ciltten temizlenir.

Bunların yanı sıra güneş ışınlarından korunmak ve yeni lekelerin cildinizde oluşmasını istemiyorsanız mutlaka yüksek korumalı bir güneş kremini her mevsim kullanmalısınız.

Gelecekte Basketbol Nasıl Olacak?

Değerli Basketbol Severler ,

Bugünkü makalemizde sizlerle,  basketbolun günümüz dünyasındaki yerini, önemini ve yapılan yanlışları ele alarak gelecekte nasıl bir yol izlemek zorunda olduğumuzu anlatacağım. Basketbol 1891 yılında James Naismith tarafından bulunmuştur. Oyun , ilk olarak Amerika’nın Massachusetts eyaletinde ortaya çıkmasına rağmen bir süre sonra sevilerek yaılmaya başlamıştır. Bu sıralarda basketbol bir çok ülkenin severek takip ettiği bir oyun haline gelmiştir. Artık bu zevk insanları , takımlar ve kulüpler açmaya mecbur bırakmıştır. Kısa sürede dünyanın da ilgisini çeken bu spor dalı özellikle genç nesillerde büyük bir heyecan olmuştur. Taktik ağırlıklı ve fiziksel yeteneklerin de ön planda olduğu bu spor dalında ülkeler dönemsel olarak aralarında yaptıkları maçlarda birbirlerine üstünlük sağlamışlardır. Bu sayede basketbolun ekol olduğu ülkelerde dönemsel olarak değişkenlik göstermiştir. Günümüzde bile hala , bazı hareketlerin , pozisyonların isimleri ülkelerle bağdaştırılmaktadır. ( Buna en iyi örnek ; hızlı hücumları kesmek için bir zorundalık haline getirilmiş Sırp Faulu. ) Bu sayede birçok etkileşime maruz kalan bu spor dalında kurallar ve oyun şekli pek fazla değişmemiştir. Sadece oyunun akıcılığı ve düzeni açısından günümüzde bile ufak tefek değişiklikler olabiliyor. Yine bu kurallar ülkelerdeki liglere göre değişiklik göstermektedir. Oyunda müsade edilen sertlik de ülkenin standartına göre belirlenmektedir. Günümüzde ise basketbol en çok seyirci sayısına ulaşan spor dallarının başında gelmektedir. Ancak güzel ülkemiz Türkiye’de birinci sırayı bildiğiniz üzere futbol almaktadır. Asıl konumuza da tam buradan giriş yapabiliriz çünkü ülkemizin basketbol camiasının bugünkü handikaplarının başında futbol geliyor. Sebebi ise , gerek yatırımcıların gerekse sporcuların popülerlik sebebi ile yönelimi doğrudan futbol olmakadır. Bu durum ise ülkemizde kaliteli yetişen sporcu sayısını oldukça aza indirdiği gibi , yatırımcıların futbola yönelimi de basketbol kulüplerinin sponsor bulamamasına yani maddi destek olmadığı için zor duruma girmelerine sebep oluyor. Örnek vermek gerekirse şuan ülkemizde amatör lig futbol takımlarında bile reklam , sponsor gibi imkanlar olabilirken , basketbol takımlarında çok az sayıda olan sadece 1. ve 2. lig takımları sponsor bulabiliyor. Bu sponsorlar da futboldaki kadar büyük yatırımlar olmadığında bütçe her zaman daha düşük kalıyor. Öncelikle bu yargıyı kırmalı ve gereken desteği vermeliyiz. Nedenini soruyorsanız , bugün televizyonda veya tribünde A Milli Basketbol takımımızı izlerken yaşadığımız hüsranlar. Son dönemde bir çok başarıya imza atabilecekken hep ucundan kaçırmamızın sebebi de aslında başka bir olaydan kaynaklanmıyor. Bugün bu sistem yüzünden altyapılardaki oyuncular imkansızlık sebebi ile basketbol hayatlarına erken yaşta veda etmek zorunda kalıyor , birçoğu ise eğitim sisteminin sporcu yetiştiren bir model içinde olamamasından dolayı tercih yapmak durumunda kalıyor. Çünkü Türkiye’de öğrenciler , küçük yaşta profosyonel olmak istediklerinde hep bir tercih yapmaları bekleniyor. Okul ve sporu beraber yürütebilen genç sayımız da tabiki var ancak bugün hangi kulübe giderseniz gidin geleceğini basketbol ile çizmeyi hedefleyen bir çocuk daha 10-15 yaşlarında okulu ikinci plana atıyor ve herhangi bir sebebten ötürü basketbolu bırakırsa kelimenin tam anlamıyla ortada kalıyor. Bu durum böylesine gelişmekte olan ve genç nüfus artışı yaşayan ülkemizde büyük bir sorun. Bunun dışında federasyonun da yerli oyuncuya yaşattığı bazı zorluklar var. Örneğin takımların 5 yabancı hakkı vardı ve bu sene 6’ya yükseltildi. Bir basketbol takımının 15 kişi olduğunu ve bunların 12’sinin sahaya çıktığını düşünürsek ; bunların da 6 tanesi yabancı olabilicekse geriye sadece 6 tane Türk oyuncu kalıyor. Yani altyapıda yüz binlerce sporcunun büyüdüklerinde bir elin parmağı kadar olmaları isteniyor. Bu sebeble belki de A Milli takımımıza bir çok katkısı olacak bir sürü gencimizi her sene bu sebeplerden dolayı kaybediyoruz. Takımlardaki yabancıların yarattığı sıkıntılar bunlarla da sınırlı değil , kulüp yetkilileri her zaman için yabancı oyuncuları daha değerli ve yetenekli görüyor olduklarından ücretleri de kıymetleri de yerli oyunculardan fazla oluyor. Bu durum hem yerli oyuncuyu demoralize edip hem de basketbola olan inancını azaltmaktadır. Eğer ki gelişmekte olan bir ülke isek , ileride ülkemizin adını daha iyi yerlere taşımamız gerektiğine inanıyorsak mutlaka en tepeden en küçük sporcusuna kadar elimizi taşın altına koymamız gerekir. O yönetici okulundan fedakarlık yapan sporcuyu görecek , o sporcu da yaptığı fedakarlığın karşılığını verecek. Bunlar gerçekten zor şeyler değil çünkü beğenerek izlediğiniz ve büyük başarılar kazanan ülkelerde bu durumların dışında ekstra yetenek söz konusu değil. Sadece akıl kullanılarak sağlanan avantaj ile maçlara her zama önde başlayan ülkeler bir çok başarı elde ederken , ülkemizde bu tür sorunlar yaşanmasından dolayı ulaşacağımız yerin yarısına bile ulaşamıyoruz.

Mail: eyortac@gmail.com

Futbol Sadece Futbol Değildir

Futbol Sadece Futbol Değildir

Futbol sadece futbol değildir… Bu söz Simon Kuper’in kült bir kitabına isim olurken, aynı zamanda dünyanın en çok takip edilen sporu olan futbolu, en iyi tarif eden cümledir. Milyonları peşinden sürükleyen bu oyunu, bu kadar insanı birbirine bağlayan ve ayıran bu sporu bu kadar önemli yapan nedir? Tarihte kimler futbolu bir silah, bir araç, olarak kullanmıştır? Bu makalede bunlardan bahsedeceğim.

Futbol ve Siyaset 

Futbol gibi kitleleri peşinden sürükleyen bir spor, tabi ki siyaset gibi temelinde insanların güvenini kazanmak bulunan bir sistemin dikkatini tarih boyunca çekmiştir. Özellikle tarihin karanlık sayfalarının mimarı olan diktatörler bu sporu, kendi güçleri için kullanma fırsatını kaçırmamışlardır. Dünyanın en güçlü takımlarından Real Madrid belki de bu durumun en önemli örneğidir. İspanyol diktatör Franco iktidara geldikten sonra İspanya’da Real Madrid’i adeta sahiplenmiştir. Cumhuriyetci devrim ile armasından tacı çıkaran Real Madrid (o zamanki adıyla Madrid futbol kulübü ) Franco tarafından armasına yeniden tac eklenerek adeta Franco’nun krallığının takımı halini almıştır.

Adolf Hitler de gibi futbola ilgisiz kalamamış ve bir işçi takımı olan Schalke takımını kendi himayesine almıştır. Öyle ki Schalke takımı tarihindeki yedi şampiyonluğun altısını Hitler döneminde elde ederken bunu başarıda belki de en az etkili olan faktör saha içindeki performanstı. Musolini de tıpkı Hitler gibi futbolu bir silah olarak kullanmış bir diktatördür. Hitler’in, yahudi başkanlı Bayern Münih’e karşı desteklediği Schalke’si gibi, Musolini’nin de cumhuriyetçi romaya karşı desteklediği Lazio’su vardı. Hatta Musolini‘nin futbola etkisi öyle bir hal alır ki, 1938 dünya kupasını sahibini de kendisi belirler. Fransa’da oynanacak final maçında Musolini’nin İtalya’sı  ile o zamanın en güçlü takımlarından Macaristan karşılaşacaktır. Maç öncesi futbolcular soyunma odasında iken birden üst rütbeli bir subay Musolini’den bir telgraf  ile futbolcuların yanına gelir ve yüksek sesle telgrafı okumaya başlar :  “Bu kupa şanlı İtalya halkının moral değeri için çok önemlidir. Size büyük görev düşüyor. Bana ya kupayı getirirsiniz, ya da canınızı alırım.  İmza, Benito Mussolini…”  Bu haberi alan futbolcular korku ile sahaya çıkar, maçı ve kupayı 4-2 lik skorla kazanır. İddiaya göre bu telgraftan rakip oyuncuların da haberi olmuştur ve onlarda maçı rakiplerinin kazanması için oldukça çabalamışlardır. Portekiz’li Salazar da Benfica kulübü ve efsane futbolcu Eusebio’nun başına gelen belki de en kötü şeydi.

Tüm bu örneklerde görüldüğü gibi futbol; tarih boyunca siyasiler tarafından silah olarak kullanılmış, dünyanın en güzel ve en çirkin oyunudur. Yani futbol asla sadece futbol değildir.