Arşiv -Kasım 2014

Mide Ağrısı Neden Olur?

Mide ağrısı, oldukça önemli bir sağlık problemlerinden birisidir. Makalemizde mide ile alakalı her yöne detaylı yer vereceğiz. Mide rahatsızlığı için tanı oldukça önemli bir durumdur. Tedavi için bu esas alınmaktadır. Türkiye’de mide rahatsızlığı çekenlerin oranı %25 civarındadır. Yani oldukça yaygın bir sağlık problemi olduğunu görebiliyoruz.

Mide Ağrısı Nedir?

Mide ağrı, çok hızlı bir şekilde gelişip karnın üst kısımlarında ağrı hissi olarak meydana çıkmaktadır. Mide ağrısı arada sırada ya da sürekli olarak ortaya çıkabilir.

Mide Ağrısının Nedenleri Nelerdir?

-Özellikle yaşlılarda fazla miktarda yemek yeme (şişkinliğine neden olabildiği gibi mideye de zararlı)

-Hızlı yemek yeme

-Çok yağlı yemekler

-Stres her şeyin başıdır, strese sigara, alkol ve kahve eklenince mide ağrısı kaçınılmaz.

-Ağrı kesicilerde mide ağrısına neden olabilmektedir. Doktordan habersiz ağrı kesici kullanmamalı

Uzmanlar, birçok ilacın mide ağrısına neden olabildiğini söylemektedir. Bunlar, kolesterol ilaçlarından, kortizon içeren ilaçlara kadar birçok rahatsızlıkta kullanılan ilaçlardır.

Uzmanlara göre mide rahatsızlığını teşhis ederken herhangi bir bilgi bulamadıkları durumda hazımsızlık (çok yeme vs.) teşhisini katmaktadır. Ayrıca Türkiye’de bu gruba giren çok hasta vardır. Yani stres ile beraber mide, bağırsakta hassasiyet yükselir. Bu durum hazımsızlık ile meydana gelmektedir.

Mide ve Bağırsaklarında Düzensizlik Olanlar

Uzmanlar bu grup için en fazla bağırsak ülseri ve reflü hastalığı görüldüğünü söylemektedir. %15 civarında olduğu kabul edilen bu fonksiyon bozukluğu grubu en fazla yaygın olan kronik gruptur. Özellikle yaş ortalama 50 üzeridir. Özellikle diyabet hastalarında görülmektedir.

Soğuk Havalarda da Ayak Mantarı Oluşabilir mi?

Uzmanlar en çok soğuk havalarda mantar oluşuğunu belirtmektedir. Bunun sebebi tabiî ki uygunsuz ayakkabı seçimidir. Kışın gelmesiyle birlikte bot, çizme vb. ayakkabılar, havanın içeri girmesini engelleyerek mantara davetiye çıkartırlar.

Soğuk Havalarda Ayak Mantarı Riskine Dikkat Edilmelidir

Uzmanlar, soğuk havaların gelmesiyle giyilecek botların içeri hava almaması nedeniyle %100 mantara davetiye çıkardığını açıklamaktadır. Buna göre en çok yaşlılarda olmak üzere, bağışıklık sistemi zayıf kişilerinde ayak mantarına yakalanması kaçınılmazdır.

Yani, en çok iki grup mantar riskiyle karşı karşıyadır.

Yaşlı insanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan insanlarda bu mantar kızarma, kaşınma, soyulma, kabarma gibi tepkiler vermektedir.

Ayak Mantarı Bulaşıcı mıdır?

Evet, ayak mantarı ortak kullanılan eşyalar ile bulaşabilir. Buna göre herkesin kendine özel eşyaları olmalıdır. Eğer herhangi bir şüpheniz varsa uzman bir hekime gitmenizde fayda vardır. Bulaşıcı olmasından kaynaklı hemen her yerde temizliğe özen göstermelisiniz.

saglikli ayaklar Soğuk Havalarda da Ayak Mantarı Oluşabilir mi?

Sağlıklı ayaklar için ayak bakımına dikkat edelim!

Hangi Durumlar Ayak Mantarı Oluşturur

Özellikle sert ve sıkı ayakkabılar mantara davetiye çıkartmaktadır. Ayakkabı ortopedik ve yumuşak olmalıdır. Aksi durumda ayakta hem mantar hem de nasır oluşabilir. Dar ayakkabılar, kan dolaşımını etkilediği için baka rahatsızlıklara da sebebiyet verebilir.

Uzmanlar, nasır oluşumunun sürtünmeden kaynaklandığını açıklamaktadır. Buna göre sürtünmeyi en hafife indirebileceğiniz yöntem olarak ortopedik ürünlere yönelmelisiniz. Bu yöntem ile nasır ve mantara yakalanma en aza inmektedir. Ayak topuklarının sert olduğunu görüp, hissediyorsunuzdur. İşte bu cildin kendini korumasıyla alakalıdır. Cilt kendini koruduğu için sertleşir. Ancak siz fazla ayakta kalmıyorsanız topuğunuz yumuşak olur. İşte nasır oluşumu bu şekilde olmaktadır.

Baskı uygulanan bölgeden baskıyı kaldırmak ayak sağlığı için oldukça önemlidir.

Ayak Kokusu Nasıl Geçer?

Kışın ayakların çorap giymesi ve kapalı olması durumu ayak kokusunun başlangıcıdır. Bu durumda pamuklu çoraplar giymek oldukça yararlı olacaktır. Naylon çoraplar kesinlikle sağlıksız ve terlemeye meyillidirler Ayrıca işten döndüğünüzde ayakları ılık su ile yıkamalı ve iyice kurulamalısınız. Eğer hassas bir cildiniz varsa ayaklarınıza nemlendirici rahatlıkla sürmelisiniz. Oldukça faydalı olacak olan bu nemlendirici egzama, sedef, diyabet gibi rahatsızlıkları olanlarda her zaman tekrarlanmalıdır.

Ponza Taşı Faydalı Mıdır?

Ponza taşı faydalıdır. Ancak ponza taşı çatlamış ayaklarda faydalı değildir. Çatlamış ayaklarda ponza taşı mantara, enfeksiyona sebep olabilir. İlerlemiş durumlarda uzman bir hekime başvurmak gerekmektedir.

Tırnak Kesimi Son Derece Önemlidir

Uzmanlar, son olarak tırnak kesiminin önemini bir kez daha vurguluyor. Yanlış tırnak kesimi mantar oluşumunun en büyük başlangıcıdır. Buna göre ayak tırnakları düz kesilmeli ve her gün temizlenmelidir. El tırnakları da yuvarlak kesilmelidir. Burada en önemli unsur tırnak makasıdır. El tırnağınızı kestiğiniz tırnak makası ile ayak tırnakları kesilmez. Yani her iki bölgeye göre tırnak makası bulundurmalısınız. Haftada bir defa bile olsa bayanların ayak peeling yaptırmaları son derece sağlıklı olacaktır.

Saçkıran Hastalığı Nedir?

Aslında tıpta ismi alopesi areatada olarak bilir. Saçların farklı bölgelerinde hızlıca dökülmeler görülerek kendini göstermektedir. Bu hastalık öyle sıkça görülen bir hastalık değildir. Ancak nadiren de olsa görülebilmektedir. Hastalık nedenleri araştırıldığında iki türlü meydana getiren unsur tespit edilmiştir.

Ruhsal ve fiziksel olarak hastalığı meydana getiren iki durum vardır. Ayrıca çevrenizde saçkıran varsa uzak durmanızı tavsiye ederiz. Bulaşma riski olan bir hastalık demek yanlış olmayacaktır. Saçkıran hastalarına gelince ise hemen uzman bir doktora başvurmalıdır.

Saçkıran Hastalığına Karşı Öneriler Nelerdir?

Uzmanlara göre birkaç doğal tedavi yöntemi uygulanabilir.

  1. Yöntem

Huş ağacı kabuğu ve bir litre su malzemelerdir. Kabukları bir litre suyun içersine atıp kaynatın. Kabuk iyice lapa haline gelince saçkıran bölgesine tülbent gibi bir şey ile bağlayın ve bir süre orada kalsın. Daha sonra saçınızı yıkayabilirsiniz.

  1. Yöntem

Biraz olacak şekilde taze çiriş yumrusunu robottan geçirip daha sonra yine susuz olacak şekilde tülbent ile saçkıran olan bölgeye bağlayın.

  1. Yöntem

Az bir miktar ak kızıl ağaç yaprağını robottan geçirip yine tülbent ile saçkıran bölgesine bağlayın ve bir süre bu şekilde kalsın.

  1. Yöntem

Bunu evde bulabilir, kolaylıkla yapabilirsiniz. Birkaç soğanı robottan geçirip çıkan posenin suyunu sıkıp daha sonra üzerine zeytin yağı katarak tülbent yardımı ile saçkıranlı bölgeye uygulayın.

  1. Yöntem

Bir litre suyun içine toz şeklinde olan defne tohumunu katıp kaynatın. Daha sonra suyu düzüp lapa olan malzemeyi tülbent ile saçkıranlı bölgeye sürün, bağlayın.

  1. Yöntem

Biraz tütün yaprağını robottan geçirip çıkan poseyi tülbent ile saçkıran bölgesine uygulayın.

  1. Yöntem

Sarımsak ve tuz karışımını saçkıranlı bölgeye sürmektir. Bu halk arasında en yaygın olandır.

Saçkıranın Nedenleri Nelerdir?

Bu hastalıkta bağışıklık sistemi kendi hücresini düşman olarak görür ve savaşır. Neticede bu dökülmeler meydana gelir.

Saçkıran Bulaşıcı Mıdır?

Direkt olarak bulaşmasa bile saçkıranlı kişilerin beresini vb. kullanmak bulaşma sebebidir. Buna göre bulaşıcıdır. Hastalık nedenlerine bakıldığı zaman yiyeceklerden etkilendiği söylenemez. Ruhsal ve fiziki olarak nedenler sayılabilmektedir. Stres her şeyin başında gelir.

Saçkıranın Belirtileri Nelerdir?

Saçkıran hastalığının belirtileri arasında hızlı saç dökülmesi ve tekrar çıkma, daha sonra ise beyazlama görülür. Yani evre üç aşamadan oluşmaktadır. Ayrıca yeni çıkan saçlar ardından hemen dökülmeye başlar.

Saçkıranın şiddetine göre hastalık seyri gelişmektedir. Bazı durumlarda hastalar tüm saçını kaybetmektedir. Genel olarak tüm deride birkaç bölgede dökülmeler meydana gelmektedir.

Saçkıranın Kesin Tedavisi Var Mı?

Bu hastalığın üzerinde ki araştırmalar hala devam etmektedir. Şuan için kesin bir tedavisi yoktur. Kendiliğinden iyileşme süreci beklenmeli ya da yukarıdaki yöntemleri uygulamalısınız.

Progeria Hastalığı Nedir?

Progeria(Erken Yaşlanma) Hastalığı Nedir?

Uzmanlar, halk arasında erken yaşlanma diye tabir etmektedir. Bu hastalığın en fazla çocukken görülür. Tıpta ise tanımı kalıtsal hücre hastalığıdır. Uzmanlar, bu hastalığın tespiti oldukça kolay, görülme oranı ise sekiz milyonda bir defadır diye açıklamaktadır. Çok az görülebilen bu hastalık, anne ya da baba tarafından bulaşmaz.

En çok anne ve babanın yaşıyla alakalı mutasyon teorileri konuşulmaktadır. Yani anne ve babanın yaşı oldukça önemlidir.

Bu hastalığa yakalananlar hemen fark edilebilirler. Yani ilerlemiş oldukları durumda geriye dönüş yoktur. Çok az görüldüğü için tıp dünyasında tedaviye çözüm üretilmemiştir. Ancak uzmanlar, dünya genelinde gen tedavisi diye bir uygulamanın geçmişi silebileceği konusunda hala araştırmalar yapmaktadır.

Yani ola ki bu gen tedavisi başarılı olursa, bu rahatsızlıkta da uygulanabilir.

Progeria Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

-Saç dökülmeleri baş gösterir

-Saçın bir kısmı veya hepsi hızlıca dökülür

-Saçın altındaki deride damarlar çıkar ve bu damarlar şişkin bir haldedir

-Çocukken bu hastalığa yakalananlarda farklar hemen belli olur

-Çene ufalır ve gelişmez

-Dişler, burun, özelikle yüz bölgesinde gelişen her şeyin gelişmesi durur

Progeria Hastalığı Büyümeye Engeldir

Uzmanlar, bu hastalığın hemen her şeyi durdurduğunu açıklamaktadır. Cinsel, zekasal, fiziksel olarak engelleyen bu hastalıkta sadece durma söz konusu olup, gerileme görülmez. Yani zekadan bir şey kaybedilmez. Bu hastalıkta herhangi bir protein buna bağlı ilaçlar işe yaramamaktadır.

Progeria Hastalığının Tedavisi Yok mu?

Üzülerek söylemeliyiz ki bu hastalığın tedavisi henüz yok. Yapılacak hiçbir işlem fayda göstermemektedir. Ancak yukarda yazdığımız gibi gen tedavisi sayesinde tedavi mümkün olabilir. Tabi bu araştırma konusu hala sürmekte ve henüz sonuçlanmamıştır. Bu uygulama hayata geçirilirse artık progeria hastaları için bir umut doğacaktır.

Halsizlik Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Malumunuz soğuklar geldi. Uzmanlara göre yapılan bir araştırma sonucu en çok hastalanan, birden ateşlenen ve şiddetli ağrılara maruz kalıp tedavi için hekime başvuranların öncesinde halsizlik olduğunu gözlemlemiştir. Yani, bu tür hastalıklar oluşmadan önce vücut oldukça kırgın ve halsiz bir duruma gelmektedir.

Halsizlik Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Halsizlik kesinlikle hastalık habercisi olabilir. Önce halsizlik ile başlayıp daha sonra ağrı ve tıkanma gibi belirtiler verebilmektedir. Uzmanlar, böyle durumlarda neler yapabileceğinizi aslında basit önlemler ile anlatmaktadır. Bu gibi durumlarda hemen takviye yapıp bu gelecek hastalıkların önüne geçebilmek mümkündür ifadeleri yer almaktadır.

Kendinizi yorgun hissettiğiniz zaman bu iş yorgunluğudur geçer gibi düşüncelere asla kapılmamalısınız. Çünkü yorgunluk hissi sadece çalışıyorsunuz diye değil, hasta olabileceksiniz diye de mümkün olabilir.

Birçok insan sadece halsizlik nedeniyle doktora başvurmaktadır. Bu hastalar doğru bir adım uyguluyor ancak daha kısa yöntemler ile hastalıkların önüne geçilebilmesi mümkündür.

halsizlik hastalik habercisimi Halsizlik Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Halsizlik kesinlikle hastalık habercisidir. Kendi başınıza bulduğunuz yöntemlerle geçiştirmeyi bırakın ve durumunuzu bir hekime danışın.

Soğuk Algınlığı Gibi Görünen Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

Bundan birkaç yıl önce ortaya çıkmış ve soğuk algınlığına benzeyen bir çeşit enfeksiyondur. Halsizlik, yorgunluk, hissizlik, kırgınlık gibi durumlar ile kendini göstermektedir. Bu enfeksiyona sahip olan kişiler oldukça bitkin hale gelebilirler ve yapabilecekleri en basit işleri bile yapamazlar. Tedavi olarak doktorunuz ilaçlı tedavi verecektir.

Halsizlik Baş Gösterdiği Zaman Hasta Hastalığı Kabul Etmez

Bir Türkiye gerçeği olan bu durum aslında son derece kabul edilemezdir. Çünkü hasta, hastalığını kabul etmez ise ona uygun tedavi uygulamak oldukça zor olacaktır. Buna bağlı olarak en ufak halsizlikte bile hastalık davetiyesi çıkartacak hastalıkları es geçmektedirler. Bu tür insanlar hastalığın başlangıç aşamasını asla yakalayamazlar. Genel olarak ilerlemiş ve son raddeye gelmiş hastalıklar ile doktora başvururlar. Unutmayınız; Her hastalığı yenmek için mücadele esastır. Kendiliğinden geçecek hastalıklar vardır, geçmeyecek hastalıklar vardır.

Antibiyotik Kullanabilir Miyiz?

Eğer herhangi bir şüphe duyup doktora başvurursanız ilaçla tedavi iyileşme, direnç gibi durum için oldukça faydalı olacaktır. Bu tür durumlarda aile hekiminize gitmekten çekinmeyiniz. Kendi başınıza içeceğiniz ağrı kesiciler daha sonra başka sıkıntılar çıkartabilir. Bunun sebebi yanlış tedavi yöntemidir.

Halsizlikten Korunmak İçin Öneriler

Uzmanlara göre bu uyarıları dikkate alanlar, hem iyileşme süreçleri hızlı oluyor, hem de hastalıklara yakalanmaları daha zor oluyor diye vurgulanmaktadır.

-En önemlisi kışın giyinmektir. Boyun ve kafa bölgeniz oldukça önemli olduğundan bu kısımlara bere, atkı muhakkak şarttır.

-Yapacağınız şeyleri hızlı yapmak yerine sakin bir şekilde yapmaya özen gösterin.

-Sıvı oldukça önemlidir. Yazın orta soğuklukta, kışın ise sıcak sular tüketmeye özen gösterin. Suyun kaynamış olması oldukça önemlidir.

-Her zaman aynı saatte uyumaya özen gösterin.

-Stresli ortamlardan uzak durun

Bu ufak tefek ve can alıcı önlemler ile hastalık öncesi ve sonrası daha rahat olacağınıza eminiz. Bu hastalıklar kişilere göre değişen süreçlere sahiptir. Yaşlılar ve çocuklarda uzun sürebilir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olanlarda da uzun sürebilmektedir.

surekli uyuklama halsizlik hali Halsizlik Hastalık Habercisi Olabilir Mi?

Mutlaka bir hekime danışın ve bunları yapın ve de halsizliği üzerinizden atıp sağlıklı, mutlu bir hayata adım atın.

Öksürük Varsa Bal ve Zencefil Tüketin

Uzmanlara göre bu gibi durumlarda bal ve zencefilin oldukça faydalı olduğunu açıklamaktadır. Öksürüğü doğal olarak tedavi edebilen zencefil ve bal karışımı mutlaka denenmelidir. Bu hem normal tedaviye takviye hem de faydalı bir iksirdir. Bunun yanı sıra tedaviye ek olarak nane limon, bağışıklık için ıhlamur, kuşburnu gibi ek çaylar tüketebilirsiniz. Bunların doğal olmalarına özen gösterin.

Uzmanlara göre doğal yöntemler ile bu tür rahatsızlıkların daha çabuk iyileştiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Hiç yoktan takviye olarak hiçbir zararı olmadığını bilmeniz yeterlidir. Kullanacağınız tüm ürünlerin bal, çay vb. doğal olmasına özen göstermeniz yeterlidir.

 

Fındık Vücut Direncini Artırır Mı?

Fındık Vücut Direncini Artırır

Uzmanlara göre fındık vücut direncini son derece etkilemektedir. Yani vücut direncini artırıyor. Özellikle E vitamini içersinden dolayı vücudun dinç kalmasını sağlamaktadır. Ayrıca enfeksiyonlara karşı, grip vs. oldukça korumaya yönelik tüketilmelidir.

Grip olmadan önce alınacak en etkili doğal yöntemlerden birisi günlük fındık tüketmektir. Uzmanlar, fındığın gribe karşı etkisini anlatırken C vitamini bakımdan tüketilen meyvelere takviye olarak fındığında eklenmesini tavsiye etmektedir.

Ayrıca fındığın bağışıklık sistemini güçlendirdiği de bilinmektedir. Kabuklu ve sert olarak tüketilen tüm meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinmektedir. Buna göre ceviz, badem, fındık, gibi tüketilmesi mutlak gereken kuru yemişlerin önemi aşikardır.

Grip ve Soğuk Algınlığına Doğal Çözüm

Özellikle portakal, mandalina gibi C vitamini oldukça yüksek olarak meyveler grip ve soğuk algınlığı için birebirdir. Ancak düşen enerjinin toplanması içinde takviyeler gerekir. Bu konuda uzmanlar fındığı tavsiye etmektedir. E vitamini en bol olan fındık, günlük yaşamda yerini almalıdır.

Diğer alınan meyvelere takviye olarak fındığı alırsanız eğer daha kısa sürede tedavi etmiş olursunuz. Hem bağışıklık sistemi hem de gribe karşı savaş açmada son derece etkilidir.

Günlük Ne kadar Fındık Tüketilebilir?

Uzmanlara göre günlük en fazla 50 gram fındık tüketilmelidir. Fazla tüketilmemesinin nedeni kilo problemi oluşturmaması içindir. İdeal olarak 50 gram yeterlidir. Sadece bu kadar faydası yoktur, birçok faydası bulunmaktadır. Başta kalsiyum, magnezyum, potasyum ve folik asit gibi vücuda faydalı birçok etkene sahiptir.

Ayrıca uzmanlara göre sürekli ve günlük az miktarda tüketilmesi gereken diğer kur yemişler; fıstık, fındık, ceviz, badem dir. Yapılan araştırmaya göre fındıkta %60 oranında yağ bulunmaktadır. Bu yağ vücut içinde oldukça önemli ve enerji kaynağıdır.

Çocuklarda Çamaşır Suyu Zehirlenmesi

Uzmanlar, çocukların rahatsızlık çekmesinde en büyük faktörlerden birisinin de çamaşır suyu zehirlenmesi olduğunu açıklamaktadır. Bu durum temizlik araçlarının dağınık ve düzensiz durmasıyla alakalıdır. Eğer temizlik araçlarınızı çocuklardan uzak ve güvenli bir yere katmazsanız zehirlenme kaçınılmaz bir durum olacaktır.

cocuklarda zehirlenme Çocuklarda Çamaşır Suyu Zehirlenmesi

Çocuklar hep gülsün diye onlara zarar verebilecek her konuda ebebeynler çok dikkatli olmalı.

Çamaşır Suyu Ne Kadar Tehlikeli?

Uzmanlar, çamaşır suyunun içeriğinde ismi sodyum hipoklorit olan bir madde olduğunu söylemektedir. Bu koroziv maddesi mide ve yemek borusunu yakabilecek düzeydedir. Çamaşır suyunun düzeyine göre ciddi delinmelerde görülebilir.

Çamaşır Suyu Zehirlenmesi Sonrası Neler Olur?

Çamaşır suyu sonrası çocukta oluşabilecek bulgular hemen meydana gelmeye başlamaktadır. Zehirlenmeden sonra asıl soruyu hipoklorit maddesine sormak, tetkik etmek gerekmektedir.

Eğer az miktarda çamaşır suyu içilirse sonuçları hafif atlatılabilir. Ancak yanlışlıkla (su vb.) içilirse sonucu çocuklarda ağır olabilmektedir.

Yanlışlıkla Çamaşır Suyu İçilmesinden Sonra Ne Yapmalı?

zehirlenme Çocuklarda Çamaşır Suyu Zehirlenmesi

Çamaşır suyu içilmesi durumunda insan sağlığına çok zararlı etkileri olur ve insanı zehirler.

Herkesin yanlış bildiği bir noktayı aydınlatmak gerekiyor. Öncelikle halk arasında kusturmak diye bir tabir vardır. Çamaşır suyunu içen bir çocuğu kusturmak yapılacak en büyük hatadır. Bunun sebebi kusunca yemek borusunun tekrardan çamaşır suyuna maruz kalmasıdır.

Yapılacak en hızlı yöntem çamaşır suyunu içeni acil servise götürmektir. Bunun dışında size önerebileceğimiz herhangi bir şey yoktur.

Sakin olmak şartıyla hastaneye yetiştirmeniz en faydalı olandır. Ayrıca çamaşır sularını çocuklardan uzak yerlere katmanız son derece önemlidir. Bunun sebebi çocukların şişelere dokunabilmesidir. Eğer dokunur ve ellerini gözlerine sürerse bir çocuk, çamaşır suyunun içerdiği madde gözlere zarar verebilir.

Evde yapacağınız basit güvenlik önlemleri ile zehirlenmeleri en aza indirebilirsiniz.

Amipli Dizanteri Nedir?

Tıpta amipli dizanteri ismi “entomoeba histolytica” olan bir amip türünün yol açtığı rahatsızlıktır. Hemen her yaş grubunda görülmektedir. Bu hastalık yedikleriniz ve içtiklerinizden bulaşmaktadır.

Suda bile amip kistleri vardır. Ancak ısıda ölmektedirler. En fazla amip kistleri sineklerde, hamam böceklerinde bulunur. Bunlar vasıtasıyla amip bulaşma riski oldukça fazladır.

Amipli Dizanteri Nasıl Bulaşır?

Uzmanlar, amip oluşumunu şu şekilde tanıtmaktadır; Hastalık olarak en çok ağız yoluyla bulaşırlar. Buradan bulaşan kistler ince bağırsaklara kadar gelir ve dört parçaya bölünür. Bu dört parça bir defa daha bölünerek ortaya sekiz amipçik meydana getirir. İnce bağırsaktan kalın bağırsağa hareket etmeye başlarlar. Kalın bağırsakta ise hastalığa neden olacak form yani trofozoid şekline bürünürler. Susuz kalacak olan amip kendisini dışkı yolu ile atmak zorundadır. Amipler ölmeyeceği için bulaşma riskleri her zaman vardır.

Amiplerin Zararları Nelerdir?

En son kalın bağırsakta kalan amip, burada derin yaralar yapabilir. Özellikle kanın az olduğu bölgelerde hüküm sürerler. Tabi bu değildir ki kalın bağırsaktaki her amip hastalık yapsın, zarar versin. Ancak genel itibari ile durum bundan ibarettir. Yara yapabilecek düzeyde amipler vardır.

Amipli Dizanterinin Belirtileri Nelerdir?

Bu belirtiler aslında bulaşmaya göre değişir. Özellikle su yani ağız yoluyla bulaşan amipler daha zor atlatılır ve daha ağrılı olur. Birkaç gün ya da bir ay ile dört ay arası gibi zaman içersinde belirtiler meydana getirebilir. Bu belirtiler;

-Kanlı ishal

-Kilo kaybı

-İştahsızlık

-Kusma

Uzmanlara göre belirti vermeden de amipli dizanteri olabilmektedir.

Bugüne kadar en fazla kendini gösteriş şekli dirençsizlik olarak söylenebilir. Uzmanlar, kalın bağırsakta yaralardan dolayı delinmelerin çok az görüldüğünü aktarmaktadır. En fazla amoboma ismi verilen kitleleri görebiliriz. İlerlemiş amipli dizanteri oldukça risklidir. Çünkü birçok kısma ulaşabilirler. Bunlar; Dalak, akciğer, deri, idrar, beyin gibi organlardır.

Her yayılma alanının kendine göre etkisi, tepkisi vardır. Özellikle karaciğerde ciddi sonuçlara maruz kalabilirsiniz. Bunlar; ateşlenme, terleme gibi görülmektedir. Eğer ishalde kan görürseniz mutlaka uzman bir hekime başvurmalısınız.

Amipli Dizanteride Erken Tedavi

Uzmanlar, erken tanının oldukça faydalı olduğunu söylemektedir. Hafif amipli dizanteride iki tür ilaç kullanılmaktadır. Bir hafta gibi kısa bir sürede tedavi mümkündür. Farklı ishallerde ilaç gerekmese bile amipli dizanteride ilaç oldukça önemlidir. Metranidazol ve terasiklin ismi verilen bu ilaç tedavi için kullanılır.

Amipli Dizanteriden Nasıl Korunuruz

amipli dizanteri eli yikama Amipli Dizanteri Nedir?

Amipli dizanteriden korunmak için mutlaka elimizi sabunla yıkamalıyız.

En fazla içme yoluyla bulaştığını söylediğimize göre içme suları 50 derece üzerinde kaynatılmalıdır. Bu oldukça faydalıdır. Maddeler halinde sıralayacak olursak;

-Suyun temiz olması ve 50 derece üzeri kaynatılmış olmalına özen göstermeli

-Yiyeceklerin güvenilir yerlerden alınmış olması

-Yapılacak yemeğin yeterince pişmesi

-Yiyecekleri temiz ortamlarda saklamalı

-Dolapta sakladığınız ve bir gün sonra yiyeceğiniz yemeklerinizi tekrar kaynatmalı

-Pişmemiş hiçbir şeyi yememeli ve pişmişlerin arasına katık katmamalı

-El temizliğinizde mutlaka sabun kullanmalı

-Mutfağınıza sinek girmesinden, böcek girmesinden ve zararlı haşerelerden korumalı

Bu maddeler dünya sağlık örgütünün tavsiyesidir. Bu maddeleri bütün uzmanlar önermektedir.

2015 Bayan Kaban Modelleri

Kış mevsiminin kapımızı çaldığı şu günlerde sokaklarda yavaş yavaş kış modasının izleri görülüyor. Bu mevsimde ihtiyacımız olan en büyük şey bizi soğuktan koruyacak kalın bir kaban. Kabanlar bu fonksiyonunun dışında artık gösteriş ve şıklığın da göstergesi. Özellikle de kadınlar söz konusu olduğunda şıklık çoğu zaman ihtiyacın da önüne geçiyor. Bu yüzden kabanlar bazen üşümeyi de beraberinde getiriyor.

Her mevsim her aksesuar kadınlar için çok önemli, ancak kış aylarında en çok görünen dış kıyafetlerimiz olduğu için kabanlar kış modasının belirleyici unsuru.

2014-2015 kış sezonunu konu alan defileler, bu kış yine her tarza ve her keseye göre seçenekler olacağını gösteriyor. 1000TL’ye bir kaban almak da mümkün, birden fazla da. Bu bayanların tercihlerine kalmış bir konu.

Spor şıklığı amaçlayan bayanlar için deriler, şişme montlar, anoraklar her yıl olduğu gibi bu yıl da ön planda. Deriler bu yıl daha da renkli halleriyle ve uzun, kısa çeşitleriyle karşımıza çıkacak. Şişme montlar ise bayanları hem kürklü hem kürksüz modelleriyle oldukça etkileyecek. Bu tarzın bir başka kesimi asker renkleri. Asker yeşilleri,hakiler bu sezon yine bu tarz botlarla kombinlenecek.

Klasik tarzı seven bayanların ise ilk tercihi kaşe kabanlar. Bilek boyu, diz boyu ve daha da kısa modelleri bulunan bu kumaşın en çok tercih edilen renkleri yine siyah, lacivert ve toprak tonları olacak. Bu renklerin tercih edilme sebebi elbette sahip olunan tüm ayakkabı, çantalarla kombin kolaylığı. Özellikle iş kadınları ve tesettürlü bayanlar için kaşe vazgeçilmez bir kumaş. Yakalı, yakasız, düğmeli, kuşaklı, kürklü, kürksüz her modeli bulunan bu kabanlar her yaşa hitap ediyor. Gündüz de gece de oldukça tercih edilen bir kumaş cinsi. Abiyelerle kombini en kolay kaban modeli olduğu için kış aylarının en çok tercih edileni olarak yerini yine koruyacak.

2015’e asıl damgasını vuracak modellerin başında oversized kesimler geliyor. Özellikle genç kesimin tercih ettiği asimetrik kesimleri, ekose desenleri ve renkli geometrik pançoları bu kış çok göreceğiz gibi gözüküyor. Kombini oldukça kolay olan bu model taytlarla, kotlarla ve çoraplarla rahatça giyilebilir. Salaş giyinmeyi tercih eden bayanlar için giy ve çık çabukluğunda.

Oversized kesimlerden sonra bu sezonda göreceğimiz en farklı parçalar 60’lı yılların esintileriyle gelecek. Geçmişin, günümüz modasını nasıl etkilediği bu modellerle kanıtlanacak. Sade modellerde açık pastel tonlar, tatlı maviler, pembeler görülürken; vintage tarzını içeren geometrik desenler, çiçekler, ekoseler kendini gösterecek. Bu modeller neon renklerle de karşımıza çıkacak.

Vintage ve oversized kesimlerini birleştiren modellerde ise kuşaklar ve kemerler ön planda. Üstelik alabileceğiniz farklı renk ve desenlerde kemerlerle de değişik duruşlar yakalayabilirsiniz.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da her yaşa, her zevke ve her tarza uygun perçalar bulabilmek mümkün. Eğer gardrobunuza yeni modeller eklemek isterseniz bu sene belki biraz cesaretli olmalısınız. Alışılmış kaşe, deri ya da şişme mont tarzının dışına çıkarak 60’ların etkisindeki vintage tarzıyla farklılığı yakalayabilirsiniz. Biraz daha fazla cesaretli olmak istiyorum derseniz de oversized modeller, pançolar, pastel renkler tam size göre. Bu şekilde tarzınız ve kişiliğinize göre kendi modanızı kendiniz oluşturabilirsiniz.

Bilgisayar İcadı

Bilgisayarın icadı çok eski zamanlara dayanmaktadır. 1600’lü yıllarda yapılan ilk bilgisayar bir odadan çok daha büyüktü ve toplama çıkarma gibi basit işlemler yapıyordu. Sadece toplama çıkarma gibi basit işlemler yapan bu icat 1937 yılında çok fazla geliştirilmiş olup, trigonometrik işlemleri de yapabilir hale getirilmiştir. Bu bilgisayar askeri alanda kullanılıyordu. Bu sayede büyük ilgi görmeye başlamış ve bu dönemden sonra yeniliklerinin ardı arkası kesilmemiş, sürekli yenilenmiştir. Sürekli yenilenen ve gelişen bu icat günümüzde bu günlere kadar gelmiştir. Günümüzde de hala gelişmekte olan bilgisayar, bizlerin hayatını kolaylaştırmak için her geçen gün daha da yenilenen geliştirilen bilgisayar gitgide hızlandırılmış, küçültülmüş ve fonksiyonları güçlendirilmiştir.

Bilgisayar geçmişten günümüze bizlere daima yararlı olmuş ve işlemlerimizi hızlıca yapabilmemizde büyük etki sağlamıştır. Her zaman en kolay ve en hızlı sonuçları elde etmemize yarayan bilgisayar ilk başlarda oldukça büyük olmasına rağmen günümüzde cebimize sığabilecek kadar küçük bir hal almıştır. Eski zamanlarda büyük odalar kadar yer kaplayan ve fonksiyonları çok sınırlı olan bilgisayar bugün oldukça fonksiyonlu ve kullanımı kolay bir hale gelmiştir. Bu nedenle arık herkesin sahip olabildiği bilgisayar eski zamanlarda sadece çok büyük şirketler ya da devlet tarafından kullanılıyordu. Artık herkesin evine ve cebine giren bilgisayar sizin anlayacağınız çok yol kat etti, yenilikten ve teknolojiden hiçbir zaman geri kalmadı.

Bilgisayar evimize ilk olarak alttan kasalı ya da büyük yan kasalı biçimde girdi. Masa üzerine kurulan bu bilgisayarlar kişisel ve özel cihazlardı. Birçok işyeri ve bireyin dikkatini çeken bilgisayarlar iş amacı dışında genellikle resim yüklemek, oyun oynamak ve film izlemek gibi basit işlemlerde kullanılsa da hesap yapmak, yazı yazmak içinde kullanılıyordu. Böylece hem iş hem de eğlence alanında hayatımıza büyük kolaylıklar sağlıyor ve bizlere daha iyi vakit geçirtiyordu. Bilgisayarlar her zaman bizlerin pratik işlem yapabilmesi için geliştirilmiş olup, her türlü teknolojik yeniliği bünyesinde barındıran bir cihazdır. Bu sayede de yenilenmesi ve sürekli gelişmesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Artık hayatımızda oldukça önemli bir yer sahibi olan bilgisayar bizim için vazgeçilmez bir hale getirilmiştir. Çünkü bir çok işimizi bilgisayar yarımı ile yapabiliyor, haberleşebiliyor, internete bağlanabiliyor ve birçok online işlemimizi bilgisayar sayesinde kolay ve hızlı bir biçimde sonuçlandırabiliyoruz.

Bizlere bu kadar fayda sağlayan bir araç olan bilgisayar geçmişten günümüze çok yol kat etmiş ve bugünlere ulaşmıştır. Hala üzerinde sınırsız yenilikler yapılan bilgisayarlar, şimdi cem telefonları ile entegre olmuş ve bizlere birçok kolaylık sağlamıştır. Bu nedenle bilgisayar her zaman çok yakın olmuş ve sürekli geliştirilmiştir. Sürekli gelişen ve yenilenen bu cihaz ile gelişmek ve pratik işler yapmak her zaman mümkündür. Her çağa damgasını vuran bu cihaz hala yenilenmeye ve geliştirilmeye çalışmaktadır. Gelecekte de bilgisayarla ilgili birçok sürprizin bizleri beklediği kesin olmakla birlikte, gelişmeye ve değişmeye her zaman hazır bu icat bizlere daha birçok yeniliğin kapılarını aralayacakmış gibi geliyor.

Şükür Namazı Nasıl Kılınır?

Hepimiz bu hayatta azdan çoktan bir yer kaplıyoruz. Her birimizin ayrı karakterleri, yaşam öyküleri var. Ailelerimiz, huyumuz, sevdiklerimiz, istemediklerimiz ve bir de tabi ki hayallerimiz, isteklerimiz var. Bu istek ve hayallerimiz bazen kısalık bir zaman diliminde gerçek hale geliyor. Bazen de daha uzun bir zaman diliminde olumlu sonuca kavuşuyoruz. Ancak her iki durumda da sonunda yaşadığımız mutluluktan dolayı mutlu olabilmeyi, razı gelmeyi, en önemlisi de şükredebilmeyi öğreniyoruz. Kişi daha çocukluk yaşlarından itibaren zaten bunun bilincinde olarak yetişir ise ileri ki yaşlarında yetişkin olduğunda da mutlu olmayı, yetişebilmeyi ve tabi ki şükredebilmeyi öğrenir.

Şükredebilmek! İnsan faziletleri içinde muhakkak en hakiki olan huylardan biridir. İşte bu güzel duyguya daha da anlam kazandırabilmek için dinimizde yeri düşünülmüş bir namaz da vardır. O da; şükür namazıdır.

Şükür namazı; nafile namazlardan biridir. Başımıza gelmiş herhangi bir olumsuzluktan, kötü olay ya da felaketten iyi olarak kurtulduğumuzda, beklediğimiz güzel bir şeyi elde edince bütün bunları bize sunan Allah’a şükretmek için kıldığımız bir namazdır. Şükür namazının zamansal olarak belli bir vakti ya da günü yoktur. Bütün namaz vakitlerinde iki rekât ya da daha fazla kılınmak isteniyor ise ikinin katları şeklinde kılınmaya devam edilir. Bir de şunu belirtelim; şükür namazında okunması gereken zorunlu bir dua ya da sure yoktur.

Gelelim şükür namazı nasıl kılınır? Sorusuna…

Birinci rekât:

Öncelikle niyet edilir. (Niyet ettim Allah rızası için şükür namazı kılmaya)

Daha sonra tekbir getirilir. (Allahu Ekber)

Sırası ile Sübhaneke, Euzü Besmele, Fatiha- Zammı sure okunur.

Rükuya varılır. (Sübhanerabbiyelazim)

Secdeye varılır. (Sübhanerabbiyelala)

Bu şekilde şükür namazının ilk rekâtı tamamlanmış olur.

İkinci rekât:

Besmele çekilir, ardından Fatiha suresi ve zammı sure okunur.

Rükuya varılır.

Secde yapılır. Bu son oturuşta kalkmadan; Tahiyyat, Allahümme Salli, Allahumme Barik, Rabbena duaları okunur.

Sağa ve sola selam verilir.

İşte şükür namazı bu şekilde kılınan bir nafile namazıdır. Dinimizin bize sunduğu o kadar çok güzellikler ve kolaylıklar var ki… Nafile namazlarımızın her biri çok derin anlamlı ve manalı. Allah ile kulunun arasında ki o özel bağı güçlendirecek o kadar pek çok ibadet var. Bazen günlük yaşamımızda basit bir şekilde sonuçlanan ve istediğimiz bir şeyi bize veren herhangi bir yakınımıza çok içten ve özenli olarak teşekkür etmeyi biliyor isek; mutlaka bizlere dünyaları sunan ve hediye eden yüce Allah’a çok daha fazla ve içten teşekkür edeceğiz, şükredeceğiz.

Nafile namazları içinde olan tüm namaz çeşitleri elbette çok değerlidir. Her birinin kişinin hayatı için büyük anlamları ve gerekliliği vardır. Hepsi de bir Müslümancın hayatında en az bir kez yapması gereken güzel ibadetler. İşte şükür namazı da insan maneviyatını güçlendirmek, mutlu olabilmek, şükür edebilmek duygularını bize her daim aşılamak için yapılacak en güzel ibadetlerden biri. Yeter ki bizler şükür etmeyi bilelim. Yeter ki ellerimizi bir tek yüce Allah’a açıp, hayrı da şerri de ondan bilelim.

Tabi bu noktada şunu da özellikle belirtelim ki; Allah’a şükretmek bir tek şükür namazı ile de olmaz. Kişi istediği sürece şükrünü ve minnetini anlatabilmek için oruç tutabilir, sadaka verebilir, çocuk sevindirebilir, yetim doyurabilir, kurban kesebilir, Allah’ı zikir edebilir. Bunların hepsi de kulun Allah’a karşı olan olumlu duygusunu, teşekkür isteğini baki kılar.

İçten yapılan her duaya, her iyiliğe, bir tek Allah rızası için yapılan her ibadete zaten o büyük güç sahibi YÜCE ALLAH da cevap verecektir.

Teheccüd Namazı Nasıl Kılınır?

Zamanlama olarak Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya biraz uyuduktan sonra kılınan nafile bir namazdır Teheccüd namazı. Bir başka anlamı ile gece namazı olarak da adlandırılan bu nafile namazda bir miktar uyuyup da kalkılıp kılınır ise “teheccüd” anlamını alır.

Teheccüd namazı iki rekât ile on iki rekât arası bir nafile namazıdır. İki selamda bir selam verilmesi çok daha makbuldür. Teheccüd namazı, Rasul-i Ekrem efendimize vacip yani farz hükmündeydi. Bu namaz O’nun ümmeti için de sünnet-i müekkededir.

“Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önce ki Salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti Allah’a yakınlık, günahlara kefaret olup, insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.”

“Teheccüd yani gece namazı ne zaman kılınır” sorusunu da yanıtlamaya çalışalım; teheccüd yani gece namazı; gecenin üçte ikisi geçtikten sonra imsak vakti girinceye kadar kılınan nafile bir namazdır. Teheccüd uykuyu terk eylemek, uyanmak demektir. Bazı görüşlere göre teheccüd namazını kılmak için ille de bir süre uyuyup, uykudan kalkmak gerekir.

teheccud namazi 1024x714 Teheccüd Namazı Nasıl Kılınır?

Peki, teheccüd namazı nasıl kılınır?

Birinci rekât:

Niyet edilir. (Niyet ettim Alla rızası için nafile namazımı kılmaya.)

Daha sonra “Allahu Ekber” diyerek tekbir alınır.

Tekbirden sonra eller bağlanır, kıyamda yani ayakta iken secdeye doğru bakılır sadece. Bu şekilde Sübhaneke okunur. Euzu besmele çekilir, Fatiha suresi ve bir zammı sure okunur.

Daha sonra Allahu Ekber diyerek rükuya varılır. Burada üç defa “Sübhane rabbiyel-azim” 3 kere denir ve doğrulurken de yine 3 defa olmak üzere “Semi ‘allahü limen hamideh” denerek rükûdan kalkılır ve tam doğrulunca da “Rabbena lekel-hamd” denilir.

Sonrasında ise “Allahu Ekber” diyerek secdeye varılır. Secdede 3 defa “Sübhane rabbiyel –a’la “denir. “Allahu Ekber” denilerek secdeden kalkılır ve burada “Sübhanallah” diyecek kadar oturulur. Sonra yine “Allahu Ekber” diyerek secdeye varılır, “Sübhane rabbiyel- a’la” 3 kere söylenir.

Bu şekilde birinci rekât tamamlanmış olur.

İkinci rekât:

“Allahu Ekber” diyerek birinci rekâttan ayağa kalktığımızda besmele çekeriz, ardından Fatiha ve bir zammı sure okuruz. Tıpkı birinci rekâtta olduğu gibi doğru şekilde rükû ve secdeleri yaptıktan sonra, son oturuşta yani diğer bir adı ile “tahiyyata oturduğumuzda” “Allahu Ekber” diyerek başımızı secdeden kaldırırız.

Diz üstü oturup, sıra ile Ettehıyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik, Rabbena ve Rabbenağfirli dualarını okuruz.

Dualarımız bitince selam veririz. Bunun için de başımızı önce sağ tarafa çevirerek “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” deriz. Sonra da sol omzumuza bakarak “Esselamü aleyküm ve rahmetullah” deriz. Namazda selam verirken sadece omuzlarımıza bakar, başka bir şeyi asla görmeyiz.

Bu şekilde teheccüd yani gece namazının iki rekâtı tamamlanmış olur. Eğer kişi bunu 4-8 rekât arası daha fazla kılmak istiyorsa tamamlamak için yine aynı şekilde devam edebilir.

Gece namazı yani teheccüd namazı ile ilgili bir iki hadis de yayınlayalım;

“Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmaz ise yüzüne su serpen kişiye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmaz is yüzüne su serperek uyandıran kadına da Allah rahmet etsin.” (Ebu Davud , Tatavvu, 18, Vitir, 13)

“Gece namazına devam ediniz. Zira bu sizden önceki salihlerin ibadetidir. Çünkü gece ibadeti Allah’a yakınlık, günahlara kefaret olup, insanı bedeni hastalıklardan korur ve günahlardan uzaklaştırır.” (Tirmizi, Deavat, 101)

İşte teheccüd yani gece namazının açıklaması da bu şekilde olmaktadır.

Forex Eğitimi

Forex , kısaltılmış olarak  FX olarak da kullanılır. İngilizce Foreign Exchange sözcüklerinden oluşur.  Forex, internet üzerinden  döviz, emtia, endeks, hisse senedi gibi sayıları milyonları bulan  yatırım aracına ulaşarak,  alım satım yapmanıza imkan verir. Haftanın 5 günü 24 saat hizmet veren Forex piyasasının günlük işlem hacmi yaklaşık 5.5 trilyon dolardır.

Forex, farklı ülkelere ait paraların aralarında değişim yapılabildiği bir döviz piyasası olarak hizmete girmiştir. Sistem çok büyük ilgi görünce, altın, gümüş gibi değerli madenler ile petrol ve farklı borsalara ilişkin endeksler Forex sistemine dahil oldu. Farex sisteminde oldukça yoğun işlemler gerçekleşir. Gün içinde fiyatların 18 binden fazla değiştiği olmaktadır.

İşlemler; bankalar, kurumlar ve bireysel yatırımcılar arasındaki internet ağı üzerinden yapıldığından 24 saat boyunca işlem yapılabilir. Forex, günümüzde her ölçekte yatırımcının yalnızca bir internet bağlantısıyla günün her saatinde erişebildiği çok aktif bir piyasadır.

Forex piyasasına dahil olup, 24 saat para kazanma imkanına sahip olabilmek için, sistemi öğrenmeniz gerekir. Forex eğitimi, GCM Forex bünyesinde, Forexs piyasasının uzmanları tarafından ücretsiz olarak verilir. Eğitimlerde dünya çapında standartlaşmış, dokümanlar kullanır ve pratik uygulamalara yer verilir.

Forex eğitimini aldıktan sonra ücretsiz olarak bir demo hesap açarak, gerçek rakamlar üzerinden işlem yaparak pratik bir eğitim gerçekleştirebilirsiniz.

GCM Forex, 100 bin dolarlık bir demo hesap açarak, pratik yapmanızı sağlar. Demo hesabınızı kullanarak, pazar araçları, piyasa stratejilerinde kendinizi gerçek uygulamalar ile geliştirebilirsiniz. Böylece gerçek işlemlere başlamadan önce önemli bir tecrübe kazanmış olursunuz.

Forex piyasası haftanın 5 günü 24 saat kesintisiz işlem yapabilme imkanı sunar. Dünyadaki tüm yatırımcılar, herkesin eşit olduğu son derece adil bir piyasada işlem yapar. Forex piyasası, günlük 5.5 trilyon dolarlık işlem hacmiyle, dünyanın en zenginlerinin bile manipülasyon yapmasına imkan vermez. Forex piyasasının en büyük özeliği internet üzerinden bilgisayarınız ile işlem yapabilmenizdir. Evinizde otururken dünyanın en büyük piyasasında aktif olabilmenizdir. Bunun yanı sıra Forex piyasasında alım satımlarda aracı kurum kullanmak, işlem ücreti ve komisyon gibi bir ödeme ihtiyacınız yoktur. Tüm işlemleri kendiniz gerçekleştirirsiniz.

Bilgisayar Nedir?

Türk Dil Kurumu’na göre bilgisayar, ‘Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin’ olarak tanımlanmaktadır.

Bilgisayarlar, insan beyninin uzun sürede yapabileceği bir işlemi anlık bir sürede gerçekleştirir. İnsan, her seferinde bir işlem üzerinde yoğunlaşırken, bilgisayar bir çok işlemi aynı anda yapabilir. Bu nedenle bilgisayar özellikle üretim sektörlerinde insanın yerini almış, bilgisayar sistemli tezgahlar, üretim hatları insana bağımlılığı azaltmıştır.

Bilgisayarlar, bilgiye ulaşmamızı, bilgiyi depolamamızı, girdiğimiz bilginin değerlendirilmesi, derecelendirilmesi, raporlanması, gibi işlevlere yarar. Bilgisayarlar, çağın en büyük icadı ve en çok kullanılan hizmeti internete erişimi, interneti kullanmayı sağlar.

Bilgisayar bir çok donanım adı verilen fiziksel parçalar ve bu parçaların çalışması, kullanıcının isteklerine cevap vermesi için hazırlanmış programlardan (yazılımlardan) oluşur. Bilgisayarların zekası 1 ve 0 üzerine kuruludur. Bilgisayar her türlü veriyi 1 ve 0 olarak algılar. 1 ve 0 dışında bir kod girişi yapılamaz. Tüm yazılımlar, sonuçta bilgisayara 1 ve 0 olarak tanıtılır. Yazılım mühendisleri, uzmanları elbette 1 ve 0 kullanarak bir program yazmaz. Ama yazılan program bilgisayara 1 ve 0 lar kullanılarak tanıtılır.

Bilgisayar, bir çok bilgiyi hazırlamamız, hazırladığımız bu bilgileri yazılar aracılığıyla doküman haline getirmemiz ya da internet üzerinden başka bilgisayarlar ile paylaşmamızı sağlar.

Bilgisayarlar, ders çalışmaktan, oyun oynamaya, iş üretip para kazanmaktan, şans oyunlarında para harcamaya, alışverişten, iletişime kadar bir çok hizmeti verir. Bilgisayarlar, masa üstü, dizüstü, tablet olarak şekil ve kullanım amacına göre çeşitlendirilir. Günümüzde tıpkı bir bilgisayar işlevi gören akıllı cep telefonlarını da bilgisayar kategorisine koymak, kimilerine göre yanlış değildir.

Bilgisayarlara, insanlar diledikleri, ihtiyaçları olan tüm programları yükleyebilir. Böylece oyun oynamak için kullanılan bir bilgisayar bir anda, muhasebe programıyla bir muhasebeci için meslek bilgisayarına dönüşebilir. Bilgisayara program yüklemek mümkün olduğu gibi artık ihtiyaç duyulmayan programları da silmek, kaldırmak, pasif hale getirmek de mümkündür.

1942 yılında bir odayı kaplayan büyüklükteki  ENIAC ismi verilen bilgisayar, bugün cebimize sığacak ölçülere gelmiş ve her işlemi, her uygulamayı başarıyla ve hızla uygulayabilir hal almıştır.

Bilgisayarın Tarihçesi

Bilgisayarın icadı, bilgisayarın gelişimi, inovasyonu, insanlık için hep büyük adımlar olmuştur. Bilgisayar günümüzde hemen her türlü iş için kullanılmakta, bilgisayar teknolojisi ise neredeyse her üründe, üründe olmasa bile o ürünün üretilmesinde, tasarlanmasına mutlaka kullanılmaktadır.

Otomobiller aktif olarak bilgisayar sistemi kullanırlar. Evinizdeki halı bilgisayar ya da bilgisayar teknolojisi içermez. Ama o halının deseninin tasarlanması, üretim tezgahına yönlendirilmesi, ve otomatik tezgahlarda dokunması hep bilgisayar ile olur. O halde bilgisayar  her üründe ve her yerdedir denilebilir.

Bilgisayarın tarihi bir çok uzmana göre Abaküs ile başlar. Bilenen tarihi 2 bin yıl öncesine kadar dayanan abaküs, en ilkel ama 2 bin yıldır hala kullanılan en popüler hesaplama aracıdır. Bugün aktif olarak ticarethanelerde kullanılmasa da, ilkokullarda çocukların matematik öğrenmesi için abaküs bugün de kullanılmaktadır.  Abaküs, ülkemizde zaman zaman sayı boncuğu olarak da adlandırılan basit bir sistemdir. Bir çerçeve üzerinde alt alta dizilmiş çubuklarda, renkli boncuklar bulunur. Bu boncuklar, hesaplanmak istenen rakamlar tutarınca sağa sola hareket ettirilerek, sonuca gidilir.

İlk üretilen bilgisayar olarak bilinen ENIAC, 167 metrekarelik bir alanı kaplıyordu. Bugün 6 inch ekrana sahip, metrekare değil, sadece bir kaç santimetrekarelik bir alana sahip tablet bilgisayar,  insanların neredeyse cebine sığmaktadır. Bu iki rakam  bilgisayar tarihçesinin, sürecini en dramatik şekilde ortaya koymaktadır.

1950 lerde bilgisayar Bilgisayarın Tarihçesi

1950’lerde Bilgisayarlar

Dijital bilgisayarı ilk planlayan kişi, İngiliz bilim insanı Charles Babbage olarak bilinir. Babbage, 1930’larda matematiksel işlem yapması için üretmek istediği Analitik Makine (Analitical Engine)  ismini verdiği bir projeyi tamamladı. Ama bilgisayar hayata geçmedi. Böylece Babbage ilk bilgisayarı üreten değil ama ilk planlayan kişi olarak tarihe geçti.

ABD’li matematikçi ve fizikçi Profesör John V. Attanosoff  ve asistanı Clifford E. Barryn, 1939 – 1942 yılları arasında çalışmalarını sürdürmüş ve  ABC (Attanosoff-Berry Computer) adını verdikleri, vakum tüpleriyle çalışan bilgisayarı üretmişlerdi. Bu bilgisayarın amacı, fizik alanındaki Lineer denklem gruplarını çözmekti.

Amerikan ordusu tarafından finanse edilen ve 487 bin Dolar’a mal olan ENIAC ismi verilen bilgisayar da ABC ile aynı yıl 1942 yılında tamamlandı. Elektrical Numerical Integrator and Calculator  (Elektrikli numerik birleştirici ve hesaplayıcı) baş harflerinden oluşan ENIAC, 17 bin 468 vakum tüpü ile çalışıyor ve 167.3 metrekarelik bir alan kaplıyordu. ENIAC 18 bin Watt elektrik tüketimi ile de dikkat çekiyordu. ENIAC yıllarca dünyanın ilk bilgisayarı olarak bilindi, ders kitaplarına girdi. Ama, Barryn’in mirasçıları açtıkları davayı 1973 yılında kazandı ve bilgisayarın patentini aldı.

modern bilgisayarlar 1024x244 Bilgisayarın Tarihçesi

Günümüzün Modern Ultrabook Bilgisayarları

Bilgisayarlar  1942’de icat edildikten sonra hızlı bir gelişim sürecine girdi. Vakum tüplerinden kurtuldu. Hacmi küçülerek masa üstüne sığar hale geldi. ikinci, üçüncü nesil bilgisayarlar hem küçüldü hem işlevi arttı. 4’üncü nesil olarak bilinen ve günümüzde kullanılan bilgisayarlar ise artık hemen her işi yapabilen hemen her boyutta üretilir hale geldi.

gelecegin bilgisayarlari Bilgisayarın Tarihçesi

Geleceğin Bilgisayarları Konsept Tasarımı

Bilgisayar Terimleri

Her sektör, her meslek grubu, kendi ortak dilini, söz dağarcığını geliştirir. Bu gelişen sözlere ‘jargon’ adı verilir. Bilgisayar sektörünün de jargonu oldukça gelişmiştir. Bilgisayarın hayatımızda her geçen gün daha da fazla yer alması, her insanı bu jargonu öğrenmeye itmiş, mecbur bırakmıştır.  Akıllı cep telefonları, tablet bilgisayarlar ile seyir halindeyken bile bilgisayar kullanan bir toplum olarak, bilgisayar terimlerini en çok kullanılanlarının büyük çoğunluğunu bilinmesine rağmen, bir çoğu hakkında insanların herhangi bir bilgisi yoktur.

Bilgisayar, bir çok kavramı, bir çok mesleki terimi barındırır. Bilgisayar terimleri yüzlerceyi rahatlıkla bulabilir. Burada en sık karşılaşılanlardan örnekler vereceğiz.

COOKİE: Girdiğiniz internet sitesinin, sizin bilgisayarınıza yüklediği bir dosyadır. Bu dosyada, o siteye giriş saatiniz, tarihiniz, kullanıcı ismi gibi ziyaretinize ilişkin bilgiler yer alır. Aynı siteye farklı bir zamanda yeniden girdiğinizde site, sizi bu dosya ile tanıyacaktır.

DNS: Domain Name Server; sunucu adı, internet adresine çevrilir. Bu işlemde DNS ile yapılır.

FİREWALL: İnternet üzerinden bilgisayarınıza gelen veriyi kontrol eder ve istenmeyen, zararlı verinin bilgisayara yüklenmesini engeller.

UPLOAD: Bilgisayar kullanıcısının, internet bağlantısını kullanarak, bir başka bilgisayara, internet sitesine dosya, veri, belge, fotoğraf, video görüntüsü gibi görsel göndermesidir. Bu göndermenin hızı, internet bağlantınızın Upload hızı olarak ifade edilir.

DOWNLOAD: Upload’ın tersi bir işlemdir. Bilgisayarınıza herhangi bir internet sitesinden dosya, veri, film, fotoğraf vb. indirmenizdir. Bu indirmenin de hızı internet bağlantınıza göre değişir.

DOMAİN: Bir internet sitesinin ismi olarak açıklanabilir. Günümüzde internet sitesi isimleri www. ile başlar sonra sitenin adı yer alır, sonra da com, edu, mil, gov, tv gibi uzantılarla son bulur. Bu ismin tamamı Domain olarak ifade edilir.

BACKUP : Bir bilgisayarda yüklü bulanan verilerin, güvenlik amacıyla yaratılan ikinci kopyasına verilen isimdir.

BIOS : BIOS PC nin temel birleşenlerini control eder ve Saat, tarih ve Hard diskinizin büyüklüğü gibi operating system bilgilerini verir.

BROWSER: İnternete girmeyi sağlayan programdır. İnternete girebilmek için önce Browser açılır sonra internette sörf başlar. Google Chrome, Firefoks, gibi bir çok seçeneği vardır.

CLIENT : Bir sunucuya bağlanan bilgisayara verilen isimdir. Türkçe karşılığı ‘müşteri’dir. Dolayısıyla sunucuya bağlanan müşteri olan bilgisayardır.

CUT : ‘Kes-kopyala-yapıştır’ın ‘Kes’i dir. Bir yazıyı, görseli bir başka yere kopyamalak, taşımak için kullanılan kesme işlemidir. ,

DPI : Fotoğraf, resim gibi görselin çözünürlüğünü, kalitesini ifade eder. Görsel, bir çok noktanın bir araya gelmesinden oluşur. DPI, görselin 1 inch alanını oluşturan nokta sayısıdır.

DRIVER : Bilgisayarınız oluşturan ekran kartı, ses kartı gibi tüm bileşenlerin, donanımların bilgisayarınız tarafından tanınıp, düzgün çalışmasına imkan veren yazılımdır.

HOME PAGE : Bir internet sitesinin adı girildiğinde ekrana gelen ilk sayfa. Anasayfa’dır.

IP : Internet Protocol kelimesinin baş harfleridir. Kullanıcının internete giriş yaptığındaki kimlik bilgisidir. Herhangi bir siteye giriş yapan bilgisayarın IP numarası giriş yapılan site tarafından bilinir. Kısaca internette işlem yapan bilgisayarın, kim olduğu bu IP numarası ile sağlanır.

JPEG : Bir fotoğrafın depolama, kayıt etme çeşididir. Genellikle fotoğraflar JPEG formatında kayıt edilir.

NICK NAME : Tam olarak takma ad olarak Türkçe’ye çevrilebilir. İnternette bazı sitelerde üyelik için gerçek isimler yerine bu takma isimler kullanılır. İnternet üzerinde gerçek adınız dışında kullandığınız, bir başka internet kullanıcısının sizi tanıması, diğer kullanıcılardan ayırması için uydurduğunuz isimdir.

SPAM : Gereksiz, sizin arzunuz, talebiniz dışında gönderilen veridir. Spam Mail olarak adlandırılan genellikle reklam içerikli, kullanıcının talebi olmadan gelen maillerdir.